Ticari İşletme Hukuku, Türk Ticaret Hukuku’nun temelini oluşturan ve ticari hayatın neredeyse tüm kurumlarını doğrudan etkileyen bir hukuk dalıdır. Tacir sıfatı, ticari iş kavramı, ticari defterler, ticaret sicili, iflas ve haksız rekabet gibi birçok konu, ticari işletme kavramı etrafında şekillenmektedir. Bu çalışma, Ticari İşletme Hukuku’nu öğrenciler için sistematik, ayrıntılı ve ders kitabı düzeyinde ele almak amacıyla hazırlanmıştır.
1. Ticari işletme nedir?
Ticari işletme, Türk Ticaret Hukuku’nun merkez kavramıdır ve ticaret hukukuna özgü birçok kurumun uygulanabilmesi doğrudan ticari işletmenin varlığına bağlanmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nda ticari işletme kavramı açık bir tanım cümlesiyle ifade edilmemiştir.
Genel kabul gören tanıma göre ticari işletme; gelir sağlamayı hedefleyen, devamlılık arz eden ve esnaf faaliyeti sınırlarını aşan ölçüde yürütülen iktisadi faaliyet bütünüdür. Bu tanımda yer alan her unsur, ticari işletmenin varlığı bakımından zorunlu ve tamamlayıcı niteliktedir.
Ticari işletmenin varlığı; tacir sıfatının kazanılması, yapılan işlerin ticari iş sayılması, ticari defter tutma yükümlülüğü, ticaret siciline tescil ve iflasa tabi olma gibi birçok hukuki sonucun doğmasına neden olur.
2. Ticari işletme Türk Ticaret Kanunu’nda nasıl düzenlenmiştir?
Türk Ticaret Kanunu, ticari işletmeyi tek bir maddede tanımlamamış; bunun yerine ticari işletme sayılan faaliyetleri ve bu faaliyetlerin sınırlarını belirleyen hükümler sevk etmiştir.
Kanunun 11. maddesinde ticarethane, fabrika ve ticari şekilde işletilen diğer müesseselerin ticari işletme sayılacağı belirtilmiş; devam eden maddelerde bu kavramlar ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
Ayrıca esnaf faaliyeti ile ticari işletme arasındaki sınırlar belirlenmiş, hangi faaliyetlerin ticaret hukuku hükümlerine tabi olacağı ortaya konulmuştur. Bu nedenle ticari işletme kavramı, Kanun’da birden fazla hükmün birlikte değerlendirilmesi suretiyle anlaşılabilen bir hukuki kurumdur.
3. Ticari işletmenin unsurları nelerdir?
Ticari işletmenin varlığından söz edilebilmesi için üç temel unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar gelir sağlama amacı, devamlılık ve esnaf faaliyeti sınırlarını aşmadır.
Gelir sağlama amacı, faaliyetin fiilen kârla sonuçlanmasını değil, kazanç elde etme hedefiyle yürütülmesini ifade eder. İşletmenin zarar etmesi, ticari işletme niteliğini ortadan kaldırmaz.
Devamlılık unsuru, faaliyetin süreklilik iradesiyle yapılmasını ifade eder. Esnaf faaliyeti sınırlarını aşma unsuru ise bedeni emeğe dayalı, geçimlik kazanç sağlayan faaliyetler ile sermaye ve organizasyonun ön planda olduğu ticari faaliyetler arasındaki ayrımı ifade eder.
Bu nedenle bir işletmenin zarar etmesi, hatta uzun süre zarar ederek faaliyet göstermesi dahi, gelir sağlama amacının varlığını ortadan kaldırmaz. Önemli olan, faaliyetin ticari bir organizasyon içinde, kazanç elde etme düşüncesiyle yürütülmesidir.
Gelir sağlama amacı, sübjektif bir unsur gibi görünse de, uygulamada bu amaç işletmenin niteliği, kullanılan sermaye, iş organizasyonu, müşteri çevresi ve faaliyetin piyasaya arz ediliş biçimi dikkate alınarak objektif ölçütlerle tespit edilir.
5. Ticari işletmede devamlılık unsuru nasıl anlaşılır?
Devamlılık unsuru, ticari işletmenin ayırt edici özelliklerinden biridir. Bu unsur, faaliyetin kesintisiz olarak her gün yürütülmesini değil, süreklilik iradesiyle yapılmasını ifade eder.
Faaliyet, niteliği gereği belirli dönemlerde yürütülüyor olabilir. Örneğin mevsimlik işletmeler, dönemsel çalışan kantinler veya belirli zamanlarda faaliyette bulunan işletmeler de, tekrar eden ve süreklilik gösteren bir organizasyon içinde çalışıyorlarsa devamlılık unsurunu sağlarlar.
Buna karşılık, arızi ve tek seferlik faaliyetler, ne kadar büyük çaplı olursa olsun, devamlılık unsurunu taşımaz ve ticari işletme sayılmaz. Devamlılık unsuru değerlendirilirken faaliyetin tekrar edilme ihtimali ve bu yöndeki irade esas alınır.
6. Esnaf faaliyeti ile ticari işletme arasındaki farklar nelerdir?
Ticari işletme ile esnaf faaliyeti arasındaki ayrım, ticaret hukukunun uygulanıp uygulanmayacağını belirlemesi bakımından büyük önem taşır. Türk Ticaret Kanunu, bu ayrımı yaparken faaliyetin niteliğini ve ekonomik boyutunu esas almıştır.
Esnaf faaliyetinde temel unsur bedeni çalışmadır. Kazanç, kural olarak sadece geçimi sağlamaya yetecek düzeydedir. Sermaye unsuru ikinci planda kalır ve faaliyet dar kapsamlıdır.
Ticari işletmede ise sermaye, organizasyon ve ticari hacim ön plandadır. Faaliyet, bedeni emekten ziyade sermayeye ve iş organizasyonuna dayanır. Ayrıca kazanç, geçimlik düzeyi aşan bir ekonomik amaç taşır.
Bu ayrım yapılırken Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen yıllık gayrisafi gelir sınırları da dikkate alınır. Bu sınırı aşan faaliyetler kural olarak ticari işletme sayılır.
7. Esnaf sayılmanın ölçütleri nelerdir?
Esnaf sayılmanın ölçütleri, Türk Ticaret Kanunu’nun 17. maddesinde ortaya konulmuştur. Buna göre esnaf, iktisadi faaliyeti sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede olan kişi olarak kabul edilir.
Bu tanımda iki temel ölçüt birlikte aranır. Bunlardan ilki, faaliyetin esas itibarıyla bedeni emeğe dayanmasıdır. Esnaf faaliyetinde sermaye unsuru ikincil niteliktedir; asıl belirleyici olan kişinin kendi emeğidir.
İkinci ölçüt ise kazancın düzeyidir. Esnafın elde ettiği kazanç, büyüme, yatırım veya genişleme amacı taşımaz; yalnızca kişinin ve ailesinin geçimini sağlamaya yetecek seviyede olmalıdır. Bu iki ölçütten biri eksikse, faaliyetin esnaf faaliyeti olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
8. Esnaf ile ticari işletme ayrımında Bakanlar Kurulu’nun rolü nedir?
Esnaf ile ticari işletme arasındaki ayrımın somutlaştırılabilmesi için Türk Ticaret Kanunu, Bakanlar Kurulu’na belirli bir yetki tanımıştır. Bu yetki çerçevesinde Bakanlar Kurulu, yıllık gayrisafi gelir bakımından sınır belirlemeye yetkilidir.
Kanuna göre, yıllık gayrisafi geliri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen miktarın altında kalan ve faaliyeti bedeni emeğe dayanan kişiler esnaf sayılır. Bu sınırın aşılması hâlinde ise, faaliyetin niteliği ne olursa olsun, işletme ticari işletme olarak kabul edilir.
Bu düzenlemenin amacı, uygulamada belirsizlikleri gidermek ve esnaf ile ticari işletme ayrımını objektif ölçütlere bağlamaktır. Bakanlar Kurulu kararları yayımlandıkları tarihten itibaren bağlayıcı nitelik taşır.
9. Ticari işletme sayılmanın hukuki sonuçları nelerdir?
Bir faaliyetin ticari işletme olarak kabul edilmesi, çok sayıda önemli hukuki sonucun doğmasına yol açar. Bu sonuçların başında, işletmeyi işleten kişinin tacir sıfatını kazanması gelir.
Tacir sıfatının kazanılmasıyla birlikte, yapılan işlemler kural olarak ticari iş sayılır ve Türk Ticaret Kanunu’nun ticari işlere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca tacir, ticari defter tutmak, ticaret siciline tescil yaptırmak ve ticaret unvanı kullanmak gibi yükümlülükler altına girer.
Bunun yanında ticari işletme sahibi, borçlarından dolayı iflasa tabi olur, ticari faiz hükümlerine tabi tutulur ve haksız rekabet düzenlemelerinin muhatabı hâline gelir. Bu nedenle ticari işletme kavramı, ticaret hukukunda belirleyici bir eşik niteliği taşır.
10. Ticari işletmenin aktif unsurları nelerdir?
Ticari işletmenin aktif unsurları, işletmenin faaliyetini sürdürebilmesi için kullanılan ve ekonomik değer taşıyan tüm malvarlığı değerlerini ifade eder. Bu unsurlar, işletmenin somut ve soyut varlıklarından oluşur.
Somut aktif unsurlar arasında; makineler, araçlar, aletler, üretim tesisleri, stoklar ve işletmenin kullanımına tahsis edilmiş diğer maddi varlıklar yer alır. Bu unsurlar, işletmenin fiilî faaliyetinin yürütülmesi bakımından zorunludur.
Soyut aktif unsurlar ise ticari işletmenin maddi olmayan değerlerini oluşturur. Ticaret unvanı, işletme adı, marka, patent, faydalı model, tasarım hakları, müşteri çevresi, işletmenin piyasadaki itibarı ve ticari sırlar bu kapsamdadır. Bu soyut unsurlar, işletmenin ekonomik değerinin önemli bir bölümünü oluşturur.
11. Ticari işletmenin pasif unsurları neleri kapsar?
Ticari işletmenin pasif unsurları, işletmenin faaliyeti dolayısıyla üstlenmiş olduğu borçlar ve yükümlülüklerden oluşur. Bu borçlar, işletmenin aktif unsurlarıyla birlikte ticari işletmenin bütününü meydana getirir.
Pasif unsurlar arasında; ticari borçlar, kredi borçları, çalışanlara karşı doğan yükümlülükler, kamu borçları ve işletme faaliyetinden kaynaklanan diğer mali sorumluluklar yer alır.
Ticari işletmenin devri veya rehni söz konusu olduğunda, pasif unsurlar da aktif unsurlarla birlikte değerlendirilir. Bu durum, ticari işletmenin sadece mallardan ibaret bir yapı olmadığını, borç ve yükümlülükleriyle birlikte bir bütün oluşturduğunu gösterir.
12. Ticari işletmenin “işletme değeri” ve bütünlük ilkesi neyi ifade eder?
Ticari işletme, sadece aktif ve pasif unsurların toplamından ibaret değildir. İşletmenin piyasadaki itibarı, müşteri çevresi, organizasyon yapısı ve faaliyet geçmişi, işletmeye ayrı bir ekonomik değer kazandırır. Bu değere işletme değeri denir.
İşletme değeri, özellikle ticari işletmenin devri ve rehni bakımından önem taşır. Zira devralan kişi, yalnızca makineleri veya malları değil, işletmenin oluşturduğu ekonomik potansiyeli de devralmış olur.
Bütünlük ilkesi ise ticari işletmenin hukuken tek bir bütün olarak değerlendirilmesini ifade eder. Bu ilke sayesinde ticari işletme, unsurları tek tek sayılmadan, bir bütün hâlinde hukuki işlemlere konu edilebilir.
13. Ticari işletmenin devri nedir?
Ticari işletmenin devri, bir ticari işletmenin aktif ve pasif unsurlarıyla birlikte, bir bütün olarak başka bir kişiye geçirilmesini konu alan hukuki işlemdir. Bu devir, ticari işletmenin ekonomik ve hukuki varlığının el değiştirmesi sonucunu doğurur.
Ticari işletme, bütünlük ilkesi gereği, tek tek unsurları sayılmaksızın devredilebilir. Aksi kararlaştırılmadıkça, ticari işletmenin faaliyeti için sürekli olarak tahsis edilmiş olan unsurlar devir kapsamına dâhil kabul edilir.
Ticari işletmenin devri, sadece malvarlığı devri değildir. Devirle birlikte işletmenin müşteri çevresi, itibarı, organizasyonu ve faaliyet geçmişi de devralana geçer. Bu yönüyle ticari işletme devri, adi mal devrinden ayrılır.
14. Ticari işletmenin devrinin kapsamına hangi unsurlar girer?
Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari işletmenin devrinde, sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça, işletmenin faaliyetine sürekli olarak tahsis edilmiş olan tüm unsurlar devir kapsamına girer.
Bu kapsamda; ticaret unvanı, işletme adı, tesisat, makineler, araçlar, kiracılık hakkı, markalar, patentler, modeller, resimler ve diğer sınai haklar ticari işletmenin devriyle birlikte devredilmiş sayılır.
Ayrıca ticari işletmenin pasif unsurları da devir kapsamındadır. İşletmenin faaliyeti nedeniyle doğmuş borç ve yükümlülükler, kanunda öngörülen sorumluluk hükümleri çerçevesinde devralana geçer. Bu durum, ticari işletme devrinin aktif ve pasif unsurları birlikte kapsayan bir işlem olduğunu gösterir.
15. Ticari işletme devir sözleşmesinin hukuki niteliği nedir?
Ticari işletme devri, kendine özgü bir sözleşme türüdür. Bu sözleşme, tek başına satış, bağış veya kira sözleşmesi olarak nitelendirilemez; bünyesinde birden fazla sözleşme türünün unsurlarını barındıran karma nitelikli bir sözleşmedir.
Devir sözleşmesi yazılı şekle tabidir. Ayrıca devir işleminin üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edebilmesi için ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur. Bu tescil ve ilan, devir işleminin aleniyet kazanmasını sağlar.
Ticari işletme devir sözleşmesiyle taraflar arasında borçlandırıcı ilişki kurulur; mülkiyet ve diğer ayni hakların geçişi ise kanunun öngördüğü usul ve şartların yerine getirilmesiyle tamamlanır.
16. Ticari işletme devrinin üçüncü kişilere etkisi nasıldır?
Ticari işletmenin devri, taraflar arasında geçerli olmakla birlikte, üçüncü kişilere karşı ancak kanunda öngörülen şartların yerine getirilmesi hâlinde hüküm ifade eder. Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari işletme devrinin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için devrin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur.
Tescil ve ilan yapılmadıkça, üçüncü kişiler bakımından ticari işletmenin hâlen eski sahibine ait olduğu kabul edilir. Bu nedenle üçüncü kişiler, devrin varlığını bilmediklerini ileri sürebilir ve işlemlerini eski işletme sahibiyle yapmaya devam edebilirler.
Bu düzenlemenin amacı, ticari hayatta güvenin ve açıklığın sağlanmasıdır. Ticaret sicilinin aleniyet fonksiyonu sayesinde, üçüncü kişiler işletmenin kime ait olduğunu sicil kayıtlarına bakarak öğrenebilirler.
17. Ticari işletmenin devrinde devralanın borçlardan sorumluluğu nasıldır?
Ticari işletmenin devri hâlinde, devralan kişi, işletmenin faaliyeti nedeniyle doğmuş olan borçlardan sorumlu olur. Bu sorumluluk, ticari işletmenin bir bütün olarak devredilmesinin doğal sonucudur.
Devralan, ticari işletmenin devrinin ticaret siciline tescil ve ilanına kadar doğmuş olan borçlardan da sorumludur. Bu durum, işletmenin faaliyetinin kesintiye uğramaması ve alacaklıların korunması amacıyla kabul edilmiştir.
Devralanın sorumluluğu, işletmenin aktif ve pasif unsurlarının birlikte devredilmesi ilkesine dayanır. Devralan, işletmeyi devralırken yalnızca kazanç potansiyelini değil, aynı zamanda mevcut borç yükünü de üstlenmiş olur.
18. Ticari işletme devrinde devredenin borçlardan sorumluluğu ve iki yıllık süre nasıl işler?
Ticari işletmenin devri ile birlikte, devreden kişinin işletmeden doğan borçlardan sorumluluğu kural olarak sona erer. Ancak kanun, alacaklıların korunması amacıyla devreden bakımından istisnai bir sorumluluk öngörmüştür.
Buna göre devreden, ticari işletmenin devrinden önce doğmuş borçlardan, devralanla birlikte iki yıl süreyle müteselsilen sorumludur. Bu süre, alacaklıların yeni işletme sahibine uyum sağlaması için tanınmış bir güvence süresidir.
İki yıllık sürenin başlangıcı, borcun niteliğine göre değişir. Muaccel borçlar bakımından süre, devrin ticaret siciline tescil ve ilan edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Müeccel borçlarda ise süre, borcun muaccel hâle geldiği tarihten itibaren hesaplanır.
19. Ticari işletme rehni nedir ve neden özel olarak düzenlenmiştir?
Ticari işletme rehni, bir ticari işletmenin belirli unsurları üzerinde, alacaklının alacağını teminat altına almak amacıyla kurulan özel bir ayni haktır. Bu rehin türü, ticari işletmenin bütün hâlinde teminat gösterilebilmesini sağlamak amacıyla özel olarak düzenlenmiştir.
Medeni Kanun’un genel rehin hükümlerine göre taşınır rehni kurulabilmesi için rehnedilen malın alacaklıya teslimi gerekir. Ancak ticari işletmenin faaliyeti, işletme unsurlarının sürekli olarak işletme sahibinin zilyetliğinde bulunmasını zorunlu kıldığından, teslim şartı ticari işletmenin bir bütün olarak rehnini fiilen imkânsız hâle getirmekteydi.
Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla Ticari İşletme Rehni Kanunu kabul edilmiş ve ticari işletmenin teslim şartı aranmaksızın rehnedilebilmesine imkân tanınmıştır. Böylece hem işletmenin faaliyetinin devamı sağlanmış hem de alacaklının teminat ihtiyacı karşılanmıştır.
20. Ticari işletme rehninin hukuki niteliği ve kapsamı nasıldır?
Ticari işletme rehni, sınırlı ayni hak niteliğindedir ve alacaklıya, borcun ödenmemesi hâlinde rehin konusu unsurları paraya çevirerek alacağını tahsil etme yetkisi verir. Rehin hakkı, ticari işletmenin belirli unsurları üzerinde kurulabilir.
Ticari işletme rehninin kapsamına; ticaret unvanı, işletme adı, rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makineler, araçlar, aletler, motorlu taşıtlar ile markalar, patentler, modeller ve diğer sınai haklar girer.
Buna karşılık, ticari işletmeye ait taşınmazlar ve kiracılık hakkı, ticari işletme rehninin kapsamına dâhil değildir. Bu unsurlar üzerinde rehin kurulması, genel hükümlere göre ayrı işlemler yapılmasını gerektirir.
21. Ticari işletme rehni sözleşmesinin tarafları kimlerdir?
Ticari işletme rehni sözleşmesinde rehin veren, ticari işletmenin sahibi olan gerçek veya tüzel kişidir. Rehin verenin ticari işletme üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması gerekir.
Rehin alan ise kanunda sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre rehin alan; tüzel kişiliği bulunan ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi kurumları, kredili satış yapan gerçek veya tüzel kişiler ile kooperatifler olabilir.
Bu sınırlamanın amacı, ticari işletme rehni gibi ekonomik açıdan önemli bir teminatın, güvenilir ve denetime tabi kuruluşlar lehine kurulmasını sağlamaktır. Kanunda sayılanlar dışında kalan kişiler lehine ticari işletme rehni kurulamaz.
22. Ticari işletme rehni sözleşmesinin şekli nasıldır?
Ticari işletme rehni sözleşmesi, kanun gereği şekle tabi bir sözleşmedir. Rehin sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması zorunludur. Yazılı şekil, adi yazılı şekil olmayıp, noter tarafından düzenleme şeklinde yapılmasını gerektirir.
Noterde düzenleme şeklinde yapılmayan ticari işletme rehni sözleşmeleri geçersizdir ve taraflar arasında rehin hakkı doğurmaz. Bu şekil şartı, hem rehin verenin korunması hem de rehin ilişkisinin açık ve denetlenebilir olmasını sağlamak amacıyla öngörülmüştür.
Rehin sözleşmesinde, rehnin konusu olan ticari işletmenin ve rehin kapsamına giren unsurların açıkça gösterilmesi gerekir. Belirsiz veya kapsamı anlaşılamayan rehin sözleşmeleri, uygulamada geçersizlik sorunlarına yol açabilir.
23. Ticari işletme rehni ne zaman doğar ve tescilin önemi nedir?
Ticari işletme rehni, rehin sözleşmesinin yapılmasıyla değil, bu sözleşmenin ticaret siciline tescil edilmesiyle doğar. Tescil, ticari işletme rehninin kurulması bakımından kurucu niteliktedir.
Rehin sözleşmesi noter tarafından düzenlenmiş olsa bile, ticaret siciline tescil edilmedikçe rehin hakkı doğmaz. Bu nedenle tescil, ticari işletme rehni bakımından vazgeçilmez bir unsurdur.
Tescil sayesinde rehin ilişkisi aleniyet kazanır ve üçüncü kişiler, ticari işletme üzerinde bir rehin bulunduğunu sicil kayıtlarından öğrenebilir. Bu durum, ticari hayatta güvenliğin sağlanması açısından büyük önem taşır.
24. Ticari işletme rehninin üçüncü kişilere etkisi nasıldır?
Ticari işletme rehni, ticaret siciline tescil edilmekle birlikte üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder. Tescil edilen rehin, herkes tarafından bilindiği varsayılan bir hukuki durum hâline gelir.
Tescilden sonra ticari işletme üzerinde hak kazanan üçüncü kişiler, rehin hakkının varlığını bilmediklerini ileri süremezler. Bu kişiler, rehin hakkına saygı göstermek ve bu hakkın sonuçlarına katlanmak zorundadır.
Buna karşılık, tescil edilmemiş bir ticari işletme rehni, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu durum, ticaret sicilinin aleniyet ve güven fonksiyonunun doğal bir sonucudur.
25. Rehinli ticari işletmenin sahibi faaliyetlerine devam edebilir mi?
Ticari işletme rehni kurulmuş olması, kural olarak işletme sahibinin faaliyetlerini sürdürmesine engel teşkil etmez. Kanunun bu konudaki temel yaklaşımı, rehnin işletmenin ekonomik varlığını felce uğratmaması ve ticari faaliyetin devamlılığının sağlanması yönündedir.
Bu nedenle rehin veren, ticari işletmenin olağan faaliyetleri kapsamında üretim yapmaya, satış gerçekleştirmeye ve işletmeyi işletmeye devam edebilir. Olağan faaliyetler kapsamında yapılan işlemler, rehin hakkını ihlal etmez.
Ancak işletmenin devri, rehnin kapsamına giren unsurlar üzerinde yeni bir rehin kurulması veya bu unsurların işletme faaliyetini aksatacak şekilde elden çıkarılması, kural olarak rehin alacaklısının rızasına bağlıdır. Aksi hâlde rehin alacaklısı, rehin hakkının ihlal edildiğini ileri sürebilir.
26. Tacir kimdir?
Tacir, bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten gerçek veya tüzel kişidir. Tacir sıfatı, ticari işletmenin fiilen işletilmesine veya işletilmeye başlanmasına bağlı olarak kazanılır.
Ticari işletmenin tamamen faaliyete geçmiş olması şart değildir. Ticari işletmesini açtığını ilan eden veya ticaret siciline tescil ettiren kişi, fiilen faaliyete başlamamış olsa bile tacir sayılır.
Tacir sıfatının kazanılması, kişinin ticaret hukuku hükümlerine tabi olmasına yol açar. Bu sıfat, hem haklar hem de yükümlülükler doğurur ve ticari hayatın düzenlenmesi bakımından büyük önem taşır.
27. Gerçek kişi tacir kimdir ve tacir sıfatını ne zaman kazanır?
Gerçek kişi tacir, bir ticari işletmeyi kendi adına işleten gerçek kişidir. Gerçek kişi bakımından tacir sıfatının kazanılması için ayırt etme gücüne sahip olmak yeterlidir; ergin olma şartı aranmaz.
Gerçek kişi, ticari işletmesini fiilen işletmeye başladığı anda tacir sıfatını kazanır. Bunun yanında, ticari işletmesini açtığını ilan eden veya ticaret siciline tescil ettiren kişi, faaliyete başlamamış olsa dahi tacir kabul edilir.
Gerçek kişi tacir sıfatının kazanılmasıyla birlikte, ticari defter tutma, ticaret siciline kayıt yaptırma, ticaret unvanı kullanma ve borçlarından dolayı iflasa tabi olma gibi sonuçlar doğar. Bu nedenle tacir sıfatı, gerçek kişiler bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğuran bir statüdür.
28. Tacir gibi sorumlu olma ne anlama gelir?
Tacir gibi sorumlu olma, gerçekte tacir sıfatını taşımayan bir kişinin, davranışlarıyla üçüncü kişilerde haklı bir güven oluşturması hâlinde, tacirlere özgü sorumluluklara tabi tutulmasını ifade eder. Bu kurumun amacı, ticari hayatta dürüstlük ve güven ilkesini korumaktır.
Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari işletme açmış gibi işlem yapan veya işletmesini açtığını ilan eden kişi, gerçekte bir ticari işletmesi bulunmasa bile, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu tutulur.
Tacir gibi sorumlu olan kişi, tacir sıfatının doğurduğu yükümlülüklere katlanmak zorundadır; ancak tacir sıfatının sağladığı hak ve kolaylıklardan yararlanamaz. Bu yönüyle tacir gibi sorumluluk, tek taraflı ve istisnai bir sorumluluk hâlidir.
29. Tacir sayılmanın istisnaları nelerdir?
Kural olarak bir ticari işletmeyi işleten herkes tacir sayılmakla birlikte, kanun bazı durumlarda bu kuraldan sapmıştır. Bu istisnaların başında, kamu yararına çalışan dernekler ve vakıflar gelmektedir.
Kamu yararına çalışan dernekler ile kazanç paylaşma amacı gütmeyen vakıflar, ticari işletme işletseler dahi tacir sayılmazlar. Bu kuruluşlar bakımından ticaret hukuku hükümleri sınırlı olarak uygulanır.
Ayrıca devlet, il özel idaresi, belediye gibi kamu tüzel kişilerinin doğrudan kamu hizmeti amacıyla yürüttükleri faaliyetler de tacirlik kapsamında değerlendirilmez. Ancak bu kişiler tarafından kurulan ve özel hukuk hükümlerine tabi işletmeler bakımından farklı sonuçlar doğabilir.
30. Tacir sıfatının kapsamı ve sınırları nasıl belirlenir?
Tacir sıfatı, ticari işletmenin işletilmesiyle kazanılır ve bu sıfat, işletmenin faaliyet gösterdiği alanla sınırlıdır. Tacir sıfatı, kişinin tüm işlemlerini otomatik olarak ticari işlem hâline getirmez.
Gerçek kişi tacir, yaptığı bir işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirirse, bu işlem adi işlem olarak kabul edilir. Bu durum, tacir sıfatının mutlak ve sınırsız bir etki doğurmadığını gösterir.
Tacir sıfatının sınırlarının doğru belirlenmesi, özellikle ticari iş, ticari faiz, ispat ve zamanaşımı hükümlerinin uygulanması bakımından büyük önem taşır. Bu nedenle her somut olayda tacir sıfatının kapsamı dikkatle değerlendirilmelidir.
31. Tüzel kişi tacirler kimlerdir?
Tüzel kişi tacirler, bir ticari işletmeyi kendi adlarına işleten ve bu nedenle tacir sıfatını kazanan tüzel kişilerdir. Türk Ticaret Kanunu, tüzel kişi tacirleri belirli gruplar hâlinde düzenlemiştir.
Bu kapsamda, ticaret şirketleri başlı başına tacir sayılır. Bunun yanında, ticari işletme işleten dernek ve vakıflar ile özel hukuk hükümlerine göre yönetilen kamu tüzel kişilerine ait işletmeler de tüzel kişi tacir olarak kabul edilir.
Tüzel kişi tacirlerde tacir sıfatı, tüzel kişiliğe ait olup, bu sıfatın doğurduğu hak ve yükümlülükler doğrudan doğruya tüzel kişiyi bağlar. Tüzel kişiliği temsil eden organ veya temsilcilerin şahsen tacir sayılması söz konusu değildir.
32. Ticaret şirketleri neden tacir sayılır?
Ticaret şirketleri, Türk Ticaret Kanunu’nda açıkça tacir sayılan tüzel kişilerdir. Bunun temel nedeni, ticaret şirketlerinin kuruluş amaçlarının kural olarak ticari faaliyette bulunmak ve kazanç elde etmek olmasıdır.
Kanuna göre kollektif şirket, komandit şirket, anonim şirket ve limited şirket ticaret şirketi niteliğindedir. Bu şirketler, ticari işletme işletip işletmediklerine bakılmaksızın, ticaret siciline tescil edildikleri anda tacir sıfatını kazanırlar.
Ticaret şirketlerinin tacir sayılması, ticari hayatın güven ve düzen içinde işlemesi açısından önemlidir. Bu sayede şirketler, ticari defter tutma, ticaret unvanı kullanma ve iflasa tabi olma gibi yükümlülüklere tabi tutulur.
33. Tüzel kişi tacirlerde tacir sıfatı ne zaman kazanılır?
Tüzel kişi tacirlerde tacir sıfatının kazanılma anı, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Ticaret şirketleri bakımından tüzel kişilik, ticaret siciline tescil ile kazanılır.
Bu nedenle ticaret şirketleri, ticaret siciline tescil edildikleri anda tacir sıfatını kazanırlar. Şirketin fiilen faaliyete başlamamış olması, tacir sıfatının kazanılmasını engellemez.
Dernek ve vakıflar bakımından ise tacir sıfatı, ticari işletmenin fiilen işletilmeye başlanmasıyla doğar. Bu kuruluşlar, ticari işletme işletmedikleri sürece tacir sayılmazlar.
34. Dernek ve vakıflar hangi hâllerde tacir sayılır?
Dernek ve vakıflar, kural olarak kazanç paylaşma amacı gütmeyen ve bu nedenle ticari işletme işletmeleri zorunlu olmayan tüzel kişilerdir. Ancak Türk Ticaret Kanunu, belirli hâllerde dernek ve vakıfların tacir sayılabileceğini kabul etmiştir.
Buna göre dernek ve vakıflar, amaçlarını gerçekleştirmek için bir ticari işletme işletmeleri hâlinde tacir sıfatını kazanırlar. Bu durumda, işletilen ticari işletme bakımından ticaret hukuku hükümleri uygulanır.
Tacir sıfatı, dernek veya vakfın tüm faaliyetlerini kapsamaz; yalnızca ticari işletme faaliyetleriyle sınırlıdır. Bu ayrım, dernek ve vakıfların hukuki statüsünün korunması bakımından önemlidir.
35. Kamu yararına çalışan dernekler neden tacir sayılmaz?
Kamu yararına çalışan dernekler, Türk Ticaret Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş ve bu derneklerin ticari işletme işletseler dahi tacir sayılmayacakları açıkça belirtilmiştir.
Bu düzenlemenin temel amacı, kamu yararına faaliyet gösteren derneklerin ticari yükümlülükler altında zorlanmasını önlemek ve bu kuruluşların toplumsal işlevlerini sürdürebilmelerini sağlamaktır.
Ancak bu durum, kamu yararına çalışan derneklerin ticari faaliyetlerinden doğan borçlardan sorumlu olmayacakları anlamına gelmez. Bu borçlar bakımından genel borçlar hukuku hükümleri uygulanır.
36. Kamu tüzel kişilerinin tacir sıfatı hangi hâllerde söz konusu olur?
Devlet, il özel idaresi, belediye ve diğer kamu tüzel kişileri, kural olarak yürüttükleri kamu hizmetleri bakımından tacir sayılmazlar. Bu faaliyetler, kamu hukuku çerçevesinde değerlendirilir.
Ancak kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve özel hukuk hükümlerine göre yönetilen işletmeler, ticari işletme niteliği taşıdıkları takdirde tacir sayılırlar. Bu işletmeler, ticaret hukuku hükümlerine tabidir.
Bu ayrım, kamu gücüne dayanan faaliyetler ile piyasa ekonomisi içinde yürütülen ticari faaliyetlerin birbirinden ayrılmasını sağlar ve hukuki güvenliği temin eder.
37. Tacir sıfatı kendiliğinden mi doğar?
Tacir sıfatı, kural olarak herhangi bir idari karar, izin veya bildirime gerek olmaksızın kendiliğinden doğar. Bir kişinin tacir sayılabilmesi için, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi yeterlidir.
Bir ticari işletmeyi fiilen işleten kişi, bu faaliyete başladığı anda tacir sıfatını kazanır. Bunun için ayrıca ticaret siciline tescil yapılmış olması şart değildir. Tescil, tacir sıfatının kazanılması bakımından kurucu değil, açıklayıcı niteliktedir.
Ancak ticari işletmesini açtığını ilan eden veya ticaret siciline tescil ettiren kişi, fiilen faaliyete başlamamış olsa dahi tacir sayılır. Bu durum, üçüncü kişilerin korunması ve ticari hayatta güvenin sağlanması amacıyla kabul edilmiştir.
38. Tacir olmanın genel hukuki sonuçları nelerdir?
Tacir sıfatının kazanılması, kişi bakımından önemli hukuki sonuçların doğmasına yol açar. Bu sonuçlar, tacirin ticari hayatın gereklerine uygun şekilde hareket etmesini sağlamaya yöneliktir.
Tacir, ticari defter tutmak, ticaret siciline tescil yaptırmak, ticaret unvanı kullanmak ve ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi davranmak zorundadır. Bu yükümlülükler, ticari hayatın düzen ve güven içinde işlemesini amaçlar.
Bunun yanında tacir, borçlarından dolayı iflasa tabi olur, ticari işlere ilişkin özel hükümlere tabi tutulur ve haksız rekabet hükümlerinin muhatabı hâline gelir. Tacir olmanın sonuçları, hem hak hem de yükümlülük doğuran çift yönlü bir statü niteliği taşır.
39. Tacirin ticaret unvanı kullanma yükümlülüğü nedir?
Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemlerini bir ticaret unvanı altında yapmak ve bu unvanı kullanmak zorundadır. Ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesini diğer işletmelerden ayırt etmeye yarayan hukuki bir araçtır.
Ticaret unvanı, ticaret siciline tescil edilir ve tescille birlikte hukuki koruma altına alınır. Tacir, ticaret unvanını işletmesiyle ilgili tüm belgelerde, senetlerde ve ticari yazışmalarda kullanmakla yükümlüdür.
Ticaret unvanının kullanılmaması veya usulüne uygun şekilde tescil ettirilmemesi, tacir bakımından idari ve hukuki yaptırımlara yol açabilir. Bu nedenle ticaret unvanı, tacirlik statüsünün vazgeçilmez unsurlarından biridir.
40. Tacir neden iflasa tabidir?
Tacirin iflasa tabi olması, ticari hayatın güven ve istikrar içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla kabul edilmiş temel bir ilkedir. Tacir, ticari faaliyetleri nedeniyle çok sayıda kişiyle hukuki ilişkiye girer ve bu ilişkilerden doğan borçlarını ödeme gücünü kaybetmesi hâlinde, alacaklıların korunması gerekir.
Türk Ticaret Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, tacirler borçlarından dolayı iflasa tabidir. Bu durum, tacir ile adi borçlu arasındaki en önemli farklardan birini oluşturur.
İflas, tacirin tüm malvarlığını kapsayan toplu bir tasfiye yoludur. Bu yol sayesinde alacaklılar arasında eşitlik sağlanır ve borçların bireysel takipler yoluyla düzensiz biçimde tahsil edilmesi önlenir.
41. Tacirliğin sona ermesi iflasa tabi olmayı ortadan kaldırır mı?
Tacirliğin sona ermesi, kural olarak kişinin gelecekteki faaliyetleri bakımından sonuç doğurur; ancak geçmişte doğmuş borçlar bakımından iflasa tabi olma hâlini hemen ortadan kaldırmaz.
Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari işletmesini kapatan veya ticaret sicilinden terkin edilen tacir, terkinin ilanından itibaren bir yıl süreyle iflasa tabi olmaya devam eder.
Bu düzenlemenin amacı, tacirin işletmesini kapatarak alacaklılardan kaçmasını önlemek ve ticari hayatta güveni sağlamaktır. Bir yıllık süre, alacaklıların haklarını korumaya yönelik bir geçiş süresi niteliği taşır.
42. Tacirin ticari defter tutma yükümlülüğü neden öngörülmüştür?
Tacirin ticari defter tutma yükümlülüğü, ticari faaliyetlerin şeffaf, düzenli ve denetlenebilir olmasını sağlamak amacıyla öngörülmüştür. Ticari defterler, işletmenin mali durumunu ve faaliyet sonuçlarını ortaya koyan temel belgelerdir.
Ticari defterler sayesinde tacirin alacaklıları, ortakları ve gerektiğinde kamu otoriteleri işletmenin mali yapısı hakkında bilgi sahibi olabilir. Bu durum, ticari hayatın güven içinde işlemesine katkı sağlar.
Ayrıca ticari defterler, uyuşmazlık hâlinde ispat aracı olarak da önem taşır. Tacirin defter tutma yükümlülüğüne uymaması, hem hukuki hem de cezai yaptırımlarla karşılaşmasına yol açabilir.
43. Ticari defterlerin türleri nelerdir?
Türk Ticaret Kanunu’na göre tacirler, ticari işletmelerinin faaliyetlerini açıkça gösterecek ve üçüncü kişilerce anlaşılabilir olacak şekilde ticari defterler tutmakla yükümlüdür. Kanun, hangi defterlerin tutulacağını genel hatlarıyla belirlemiştir.
Zorunlu ticari defterlerin başında yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri gelir. Yevmiye defteri, işletmenin günlük işlemlerini tarih sırasına göre kaydetmeye yarar. Defteri kebir, yevmiye defterine kaydedilen işlemleri sistematik hesaplar hâlinde gösterir.
Envanter defteri ise işletmenin açılışında ve her faaliyet dönemi sonunda çıkarılan envanteri ve bilanço bilgilerini içerir. Sermaye şirketlerinde ayrıca yönetim kurulu veya müdürler kurulu kararlarının yazıldığı karar defterleri de tutulur.
44. Ticari defterlerin tasdiki nasıl yapılır?
Ticari defterlerin hukuken geçerli sayılabilmesi için tasdik edilmeleri zorunludur. Tasdik, defterlerin noter tarafından onaylanmasını ifade eder ve defterlerin güvenilirliğini sağlamaya yöneliktir.
Defterlerin açılış tasdiki, kullanılmaya başlanmadan önce yapılmalıdır. Yevmiye defteri ve envanter defteri bakımından açılış tasdiki zorunludur. Defteri kebir için ise açılış tasdiki aranmaz.
Yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanış tasdiki de izleyen faaliyet döneminin belirli süreleri içinde yapılmalıdır. Tasdik yükümlülüğüne uyulmaması, defterlerin delil niteliğini zayıflatır ve tacir bakımından yaptırım doğurur.
45. Basiretli bir iş insanı gibi davranma yükümlülüğü nedir?
Basiretli iş insanı gibi davranma yükümlülüğü, tacirin ticari faaliyetlerini yürütürken öngörülü, dikkatli ve tedbirli hareket etmesini ifade eder. Tacirden, sıradan bir kişiden beklenenden daha yüksek bir dikkat ve özen göstermesi beklenir.
Bu yükümlülük objektif niteliktedir. Yani tacirin kişisel bilgi ve deneyim düzeyi değil, aynı konumda bulunan makul ve tedbirli bir tacirin nasıl davranacağı esas alınır.
Basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket eden tacir, bundan doğan zararlardan sorumlu olur. Bu ilke, özellikle sözleşmelerin kurulması, ifası ve ekonomik risklerin yönetilmesi bakımından büyük önem taşır.
46. Ticari iş karinesi nedir?
Ticari iş karinesi, bir tacirin yaptığı işlerin kural olarak ticari iş sayılacağını ifade eden hukuki bir varsayımdır. Türk Ticaret Kanunu’na göre, bir tacirin borçları, ticari işletmesiyle ilgili olsun veya olmasın, kural olarak ticari borç kabul edilir.
Bu karinenin amacı, ticari hayatta belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve işlemlerin hızlı ve güvenli biçimde yürütülmesini sağlamaktır. Tacirin yaptığı her işlem için ayrıca ticari nitelik araştırması yapılması, uygulamada ciddi güçlükler doğuracağından kanun böyle bir karine öngörmüştür.
Ticari iş karinesi mutlak değildir. Gerçek kişi tacir, yaptığı bir işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirirse, bu işlem adi iş sayılır ve ticari işlere ilişkin özel hükümler uygulanmaz.
47. Ticari örf ve adet kavramı neyi ifade eder?
Ticari örf ve adet, ticari hayatta uzun süreden beri tekrarlanan, taraflar arasında bağlayıcı olduğu kabul edilen ve hukuk düzeni tarafından da tanınan davranış kurallarını ifade eder. Bu kurallar, ticari ilişkilerin kendine özgü ihtiyaçlarından doğmuştur.
Türk Ticaret Kanunu’na göre ticari örf ve adet, ticari işlerde kanun hükümlerinin bulunmadığı hâllerde uygulanır. Hatta bazı durumlarda, ticari örf ve adet kanun hükümlerine dahi üstün tutulabilir.
Tacirler, ticari örf ve adeti bildiklerini varsayılır. Bu nedenle bir tacir, kendisi hakkında uygulanması gereken ticari örf ve adeti bilmediğini ileri süremez. Bu durum, ticari hayatta güven ve istikrarın sağlanmasına hizmet eder.
48. Tacirin borçlarının ticari sayılması ne anlama gelir?
Tacirin borçlarının ticari sayılması, tacirin yaptığı işlemlerden doğan borçların kural olarak ticari borç niteliği taşımasını ifade eder. Bu nitelendirme, borçlara uygulanacak hukuk kurallarını doğrudan etkiler.
Bir borcun ticari sayılması hâlinde, ticari faiz, ticari temerrüt, ticari ispat ve ticari zamanaşımı hükümleri uygulanır. Bu hükümler, adi borçlara göre daha sıkı ve hızlı sonuçlar doğurur.
Ancak gerçek kişi tacir, borcun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını açıkça bildirmişse, borç adi borç olarak kabul edilir. Bu istisna, tacir sıfatının mutlak ve sınırsız sonuçlar doğurmasını önlemek amacıyla kabul edilmiştir.
49. Tacirin ücret ve faiz isteme hakkı nedir?
Tacirin ücret ve faiz isteme hakkı, ticari hayatın kendine özgü ihtiyaçları dikkate alınarak kabul edilmiş özel bir haktır. Türk Ticaret Kanunu’na göre, tacir, ticari işletmesiyle ilgili olarak gördüğü iş ve yaptığı giderler karşılığında, sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi, uygun bir ücret isteyebilir.
Bu düzenleme, ticari ilişkilerde emeğin ve masrafın karşılıksız kalmasını önlemeyi amaçlar. Tacirin ücret isteme hakkı, özellikle sürekli iş ilişkilerinde ve vekâlet benzeri ticari faaliyetlerde önem taşır.
Ayrıca tacir, ticari işlerden doğan alacakları için faiz talep etme hakkına sahiptir. Faiz oranı taraflarca belirlenmemişse, kanuni faiz veya ilgili mevzuatta öngörülen ticari faiz oranları uygulanır. Bu hak, ticari alacakların zamanında ödenmesini teşvik etmeye yöneliktir.
50. Ticari iş kavramı nedir?
Ticari iş, ticari işletmeyi ilgilendiren her türlü işlem, fiil ve hukuki ilişkiyi ifade eder. Türk Ticaret Kanunu’nda ticari iş kavramı, ticari işletme kavramı ile sıkı bir bağ içinde düzenlenmiştir.
Bir işin ticari sayılabilmesi için kural olarak bir ticari işletmeyle bağlantılı olması gerekir. Tacirin ticari işletmesi kapsamında yaptığı işlemler, ticari iş niteliği taşır.
Ticari iş sayılmanın sonucu olarak, bu işlere ticaret hukukuna özgü hükümler uygulanır. Faiz, temerrüt, ispat ve zamanaşımı gibi konularda adi işlere göre farklı ve daha hızlı sonuçlar doğar.
51. Taraflardan yalnız biri için ticari olan işler nasıl değerlendirilir?
Bazı hukuki ilişkilerde, yapılan iş taraflardan biri için ticari nitelik taşırken, diğer taraf için adi nitelikte olabilir. Türk Ticaret Kanunu, bu tür durumlar için özel bir düzenleme getirmiştir.
Kanuna göre, taraflardan biri için ticari olan bir iş, kural olarak her iki taraf bakımından da ticari iş sayılır. Bu kural, ticari hayatta yeknesaklığın ve hukuki güvenliğin sağlanması amacıyla kabul edilmiştir.
Ancak kanunda açıkça aksi öngörülmüşse, bu genel kural uygulanmaz. Özellikle tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeler, bu kuralın önemli istisnalarını oluşturur.
52. Ticari işlerde faiz talep edilebilmesinin hukuki dayanağı nedir?
Ticari işlerde faiz talep edilebilmesi, ticari hayatın hız ve güven esasına dayanması nedeniyle kabul edilmiş özel bir düzenlemedir. Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari işlerde faiz talep edilebilmesi için taraflar arasında ayrıca bir faiz anlaşmasının bulunması şart değildir.
Bu kural, ticari ilişkilerde sermayenin kullanımının karşılıksız bırakılmamasını ve alacaklının korunmasını amaçlar. Ticari işlerde paranın zamanında ödenmesi, ekonomik düzen açısından büyük önem taşır.
Bu nedenle ticari işlerden doğan para borçlarında, borçlunun temerrüde düşmesi hâlinde alacaklı, faiz talep etme hakkına sahiptir. Bu hak, ticari işin niteliğinden doğan kanuni bir sonuçtur.
53. Ticari işlerde faiz türleri nelerdir?
Ticari işlerde uygulanabilecek faiz türleri, genel olarak akdi faiz ve kanuni faiz olarak ikiye ayrılır. Akdi faiz, tarafların sözleşme ile belirledikleri faiz türüdür.
Kanuni faiz ise taraflar arasında faiz oranı kararlaştırılmamış olması hâlinde uygulanır. Ticari işlerde kanuni faiz oranı, ilgili mevzuat ve Merkez Bankası düzenlemeleri dikkate alınarak belirlenir.
Ayrıca ticari işlerde kapital faizi ve temerrüt faizi ayrımı da yapılır. Kapital faizi, paranın kullanımına karşılık talep edilen faizdir; temerrüt faizi ise borçlunun borcunu zamanında ödememesi hâlinde söz konusu olur.
54. Ticari işlerde bileşik faiz uygulanabilir mi?
Ticari işlerde bileşik faiz, yani faize faiz yürütülmesi kural olarak yasaktır. Ancak Türk Ticaret Kanunu, ticari hayatın ihtiyaçlarını dikkate alarak bu kuralın bazı istisnalarını kabul etmiştir.
Buna göre, cari hesaplar ile ticari krediler bakımından, taraflar arasında açıkça kararlaştırılmış olması şartıyla bileşik faiz uygulanabilir. Bu hâllerde faiz, belirli dönemler sonunda anaparaya eklenerek yeni faiz hesaplamasına esas alınır.
Bu istisnalar dışında, ticari işlerde bileşik faiz uygulanması mümkün değildir. Aksi yöndeki anlaşmalar, kanuna aykırılık nedeniyle geçersiz sayılır.
55. Ticari işlerde temerrüt faizi ne zaman işlemeye başlar?
Ticari işlerde temerrüt faizi, borçlunun para borcunu vadesinde ifa etmemesi hâlinde gündeme gelir. Vadenin belirli olduğu hâllerde, temerrüt faizi vade tarihinin sona ermesiyle birlikte işlemeye başlar.
Vadenin belirli olmadığı durumlarda ise alacaklının borçluya ihtarda bulunması gerekir. Temerrüt faizi, ihtarın borçluya ulaştığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
Ticari işlerde temerrüt faizi için ayrıca zararın ispat edilmesi gerekmez. Faiz, borcun geç ödenmesinin doğal sonucu olarak talep edilebilir.
56. Ticari işlerde faiz bakımından adi işlerden farklar nelerdir?
Ticari işlerde faiz rejimi, adi işlere kıyasla daha sıkı ve alacaklıyı koruyucu niteliktedir. Adi işlerde faiz talep edilebilmesi çoğu zaman sözleşmeye bağlıyken, ticari işlerde bu hak kanundan doğar.
Ayrıca adi işlerde bileşik faiz kural olarak yasak iken, ticari işlerde kanunda belirtilen istisnalar çerçevesinde bileşik faize izin verilmiştir. Bu durum, ticari sermayenin etkin kullanımını sağlamayı amaçlar.
Ticari işlerde faiz oranları ve temerrüt hükümleri, adi işlere göre daha hızlı ve katı sonuçlar doğurur. Bu fark, ticari hayatın dinamizmini korumaya yönelik bilinçli bir tercihin sonucudur.
57. Ticaret sicili nedir ve hangi amaçla tutulur?
Ticaret sicili, tacirler ve ticari işletmelerle ilgili hukuki durumların resmî olarak kaydedildiği, aleniyet sağlamak amacıyla tutulan sicildir. Ticaret sicilinin temel amacı, ticari hayatta güvenin sağlanması ve üçüncü kişilerin korunmasıdır.
Sicil sayesinde tacirin kimliği, ticari işletmenin durumu, ticaret unvanı, şubeleri, temsilcileri ve benzeri hususlar herkes tarafından öğrenilebilir hâle gelir. Bu aleniyet, ticari ilişkilerde öngörülebilirliği artırır.
Ticaret sicili, ticari hayatın şeffaflığını temin eden temel kurumlardan biridir ve kayıtların doğruluğuna güven ilkesi üzerine kuruludur.
58. Ticaret sicili kim tarafından ve nasıl tutulur?
Ticaret sicili, Ticaret Bakanlığı’nın gözetim ve denetimi altında, ticaret ve sanayi odaları veya ticaret odaları bünyesinde kurulan ticaret sicili müdürlükleri tarafından tutulur.
Sicil kayıtları elektronik ortamda tutulur ve Türkiye genelinde merkezi bir sistem üzerinden erişime açıktır. Bu durum, sicil kayıtlarının güncelliğini ve güvenilirliğini artırır.
Ticaret sicili müdürü, sicile tescil edilecek hususların kanuna uygunluğunu incelemekle yükümlüdür. Kanuna aykırı veya eksik başvuruların tescili reddedilebilir.
59. Ticaret siciline tescil zorunlu mudur?
Türk Ticaret Kanunu’na göre, kanunda açıkça tescili öngörülen hususların ticaret siciline tescil edilmesi zorunludur. Tacirin ticari işletmesini açması, ticaret unvanı, şube açılması gibi hususlar bu kapsamdadır.
Tescil zorunluluğu, ticari hayatta açıklık ve güvenin sağlanmasına hizmet eder. Tescil edilmesi gereken bir hususun tescil edilmemesi, tacir bakımından hukuki ve idari yaptırımlara yol açabilir.
Ancak her ticari işlem sicile tescil edilmez. Yalnızca kanunda açıkça belirtilen hâller tescil zorunluluğu kapsamındadır.
60. Ticaret siciline tescilin kurucu etkisi ne anlama gelir?
Tescilin kurucu etkisi, bir hukuki durumun veya hakkın doğumunun tescil işlemiyle gerçekleşmesini ifade eder. Bu hâllerde tescil yapılmadıkça, ilgili hak veya hukuki durum doğmaz.
Ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanması, tescilin kurucu etki doğurduğu en önemli örneklerden biridir. Şirket, ticaret siciline tescil edilmedikçe tüzel kişilik kazanamaz.
Kurucu etkiye sahip tescillerde, tescil işlemi sadece açıklayıcı değil, bizzat hak doğurucu niteliktedir.
61. Ticaret siciline tescilin açıklayıcı etkisi neyi ifade eder?
Açıklayıcı etki, tescilin bir hukuki durumu yaratmaktan ziyade, mevcut olan bir hukuki durumu üçüncü kişilere duyurmasını ifade eder.
Tacirin ticari işletmeyi fiilen işletmeye başlamasıyla tacir sıfatını kazanması, ancak bu durumun ticaret siciline tescil edilmesi açıklayıcı etkiye örnektir. Tescil yapılmasa dahi tacir sıfatı doğmuştur.
Açıklayıcı etkiye sahip tescillerde tescilin yapılmaması, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik bakımından sorunlar doğurabilir; ancak hukuki durumun varlığını ortadan kaldırmaz.
62. Ticaret siciline tescilin olumlu etkisi ne anlama gelir?
Ticaret siciline tescilin olumlu etkisi, tescil edilen bir hususun üçüncü kişiler tarafından bilindiğinin kabul edilmesini ifade eder. Bu etki sayesinde, ticari hayatta güven ve açıklık sağlanır.
Olumlu etki uyarınca, ticaret siciline tescil edilmiş ve ilan edilmiş bir durumun varlığını üçüncü kişilerin bilmediklerini ileri sürmeleri mümkün değildir. Sicil kayıtları herkes için bağlayıcı bir bilgi kaynağı olarak kabul edilir.
Bu ilke, özellikle ticari işletmenin sahibi, temsil yetkileri ve şirket yapısına ilişkin hususlarda büyük önem taşır. Üçüncü kişiler, sicilde yer alan bilgilere güvenerek işlem yapabilirler.
63. Ticaret siciline tescilin olumsuz etkisi nedir?
Tescilin olumsuz etkisi, tescil edilmesi zorunlu bir hususun tescil edilmemesi hâlinde, bu hususun iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesini ifade eder.
Başka bir ifadeyle, kanunen tescil edilmesi gereken bir durum sicile kaydedilmemişse, üçüncü kişiler bu durumu bilmediklerini ileri sürebilir ve bu iddiaları korunur.
Bu düzenleme, taciri tescil yükümlülüğüne uymaya zorlayan önemli bir yaptırım niteliği taşır. Tescilin olumsuz etkisi, ticari hayatta şeffaflığın sağlanmasına hizmet eder.
64. Ticaret sicilinin aleniyeti neyi ifade eder?
Ticaret sicilinin aleniyeti, sicil kayıtlarının herkes tarafından incelenebilmesini ve bu kayıtlardan bilgi edinilebilmesini ifade eder. Aleniyet ilkesi, ticaret sicilinin temel işlevlerinden biridir.
Sicil kayıtları, fiziki ortamda ve elektronik sistemler aracılığıyla erişime açıktır. İlgisini ispat etme şartı aranmaksızın herkes sicil kayıtlarını inceleyebilir ve örnek alabilir.
Aleniyet sayesinde ticari hayatta gizlilik değil, açıklık esastır. Bu ilke, özellikle üçüncü kişilerin korunması ve ticari güvenliğin sağlanması bakımından büyük önem taşır.
65. Ticari işletmenin merkezinin önemi nedir?
Ticari işletmenin merkezi, işletmenin idari ve hukuki işlemlerinin yürütüldüğü ana yeri ifade eder. Merkez kavramı, ticaret siciline yapılacak tesciller bakımından belirleyici bir role sahiptir.
Ticari işletme, merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil edilir. Merkezin değişmesi hâlinde, bu değişikliğin de sicile tescil ve ilan edilmesi zorunludur.
Merkez kavramı, yetkili mahkemenin ve icra dairesinin belirlenmesi gibi usul hukukuna ilişkin sonuçlar da doğurur. Bu nedenle ticari işletmenin merkezi, hukuki açıdan önemli bir bağlama noktasıdır.
66. Ticari işletmede şube nedir?
Şube, ticari işletmenin merkezine bağlı olmakla birlikte, merkezden ayrı bir yerde bulunan ve kendi başına ticari faaliyet yürüten işletme birimidir. Şube, merkezin uzantısı niteliğindedir.
Şubenin, merkez adına ve onun hesabına faaliyet göstermesi gerekir. Hukuki açıdan şube, bağımsız bir ticari işletme değildir; merkeze bağlı olarak varlık gösterir.
Şubelerin de ticaret siciline tescil edilmesi zorunludur. Bu tescil, şubenin bulunduğu yer ticaret siciline yapılır ve merkezin sicil kaydıyla bağlantı kurulur.
67. Şubenin hukuki niteliği nedir?
Şube, hukuki bakımdan bağımsız bir ticari işletme değildir. Şube, merkeze bağlı olarak faaliyet gösteren ve onun uzantısı niteliğinde olan bir işletme birimidir. Bu nedenle şubenin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaz.
Şube, merkez adına ve merkez hesabına işlem yapar. Şubenin yaptığı işlemlerden doğan hak ve borçlar doğrudan doğruya merkeze ait olur. Şube, yalnızca organizasyonel ve coğrafi bakımdan bir ayrımı ifade eder.
Bununla birlikte şube, ticari hayatta belirli ölçüde bağımsız bir görünüm arz edebilir. Kendi personeline, muhasebesine ve müşteri çevresine sahip olması, onun hukuki niteliğini değiştirmez.
68. Merkez ile şube arasındaki hukuki ilişki nasıldır?
Merkez ile şube arasındaki ilişki, tek bir ticari işletme bünyesinde kurulan iç organizasyon ilişkisi niteliğindedir. Şube, merkezin emir ve talimatları doğrultusunda faaliyet gösterir.
Merkez, şubenin yaptığı işlemlerden doğrudan sorumludur. Şubenin faaliyetlerinden kaynaklanan borçlar, merkez işletmenin borçları olarak kabul edilir.
Bu ilişki nedeniyle, şube ile merkez arasında yapılan işlemler üçüncü kişiler bakımından hukuki sonuç doğurmaz. Merkez ve şube, üçüncü kişiler karşısında tek bir tacir olarak kabul edilir.
69. Şubede temsil yetkisi nasıl düzenlenir?
Şubede temsil yetkisi, merkezin iradesi doğrultusunda belirlenir. Şube müdürü veya yetkilisi, merkezin verdiği temsil yetkisi çerçevesinde üçüncü kişilerle hukuki işlemler yapabilir.
Şube temsilcisinin yetkileri, ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu tescil sayesinde üçüncü kişiler, şube temsilcisinin yetkilerinin kapsamını sicil kayıtlarından öğrenebilir.
Temsil yetkisinin sınırlandırılması, kural olarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu ilke, ticari hayatta güvenin sağlanması amacıyla kabul edilmiştir.
70. Şubenin borçlardan sorumluluğu nasıl belirlenir?
Şubenin yaptığı işlemlerden doğan borçlardan, kural olarak merkez sorumludur. Çünkü şube, merkeze bağlı bir işletme birimi olup, bağımsız bir malvarlığına sahip değildir.
Üçüncü kişiler, şubenin borçları nedeniyle doğrudan merkeze başvurabilirler. Şubenin bulunduğu yer, borcun ifa yeri veya yetkili mahkeme bakımından önem taşıyabilir.
Bu düzenleme, alacaklıların korunmasını ve ticari ilişkilerde belirsizliklerin önlenmesini amaçlar. Şube–merkez ayrımı, sorumluluk bakımından bir sınırlama yaratmaz.
71. Şubenin kapatılması hangi hukuki sonuçları doğurur?
Şubenin kapatılması, şubenin faaliyetlerine son verilmesini ifade eder. Bu durum, şubenin ticaret sicilinden terkin edilmesiyle hukuki sonuçlarını doğurur.
Şubenin kapatılması, merkezin varlığını ve tacir sıfatını etkilemez. Merkez, faaliyetlerine devam edebilir ve diğer şubeler aracılığıyla ticari faaliyette bulunmayı sürdürebilir.
Şubenin kapatılmasından önce doğmuş borçlar bakımından merkez sorumluluğunu korur. Şubenin kapatılması, alacaklıların haklarını ortadan kaldırmaz.
72. Ticari işletme adı nedir?
Ticari işletme adı, bir ticari işletmenin ticaret hayatında tanınmasını sağlayan ve işletmeyi diğer işletmelerden ayırt etmeye yarayan addır. İşletme adı, ticaret unvanından farklı olarak taciri değil, doğrudan ticari işletmenin kendisini tanımlar.
İşletme adı kullanılması zorunlu değildir; ancak kullanıldığı takdirde hukuki korumadan yararlanır. İşletme adı, ticari işletmenin tabelasında, tanıtım araçlarında ve benzeri mecralarda yer alabilir.
İşletme adı, ticari hayatta işletmenin kimliğini oluşturan önemli bir unsurdur ve müşteri çevresinin oluşmasında belirleyici rol oynar.
73. Ticari işletme adının unsurları nelerdir?
Ticari işletme adı, ayırt edici nitelikte olmalıdır. Başka işletmelerle karışıklığa yol açacak nitelikte adlar işletme adı olarak seçilemez. Ayırt edicilik, işletme adının temel unsurudur.
İşletme adı; gerçek veya hayali bir kelime, işletmenin faaliyet konusu, coğrafi bir yer adı veya bunların birleşiminden oluşabilir. Ancak adın yanıltıcı olmaması gerekir.
İşletme adında kullanılan ifadelerin, kamu düzenine, genel ahlaka ve dürüstlük kuralına aykırı olmaması zorunludur. Aksi hâlde işletme adı hukuki korumadan yararlanamaz.
74. Ticaret unvanı ile işletme adı arasındaki farklar nelerdir?
Ticaret unvanı, taciri tanıtan ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili işlemleri hangi ad altında yaptığını gösteren zorunlu bir addır. İşletme adı ise ticari işletmeyi tanıtan ve kullanılması ihtiyari olan bir addır.
Ticaret unvanı ticaret siciline tescil edilmek zorundadır ve tescille birlikte koruma altına alınır. İşletme adı da tescil edilebilir; ancak tescil zorunlu değildir.
Ticaret unvanı hukuki işlemlerde ve ticari belgelerde kullanılırken, işletme adı daha çok işletmenin dış görünümünde ve tanıtımında kullanılmaktadır.
75. Ticari işletme adının korunması nasıl sağlanır?
Ticari işletme adı, haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunur. Başka bir işletmenin, aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer bir işletme adını kullanması haksız rekabet teşkil edebilir.
İşletme adının tescil edilmesi hâlinde, koruma daha güçlü hâle gelir. Tescilli işletme adı, sahibine üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir bir hak sağlar.
İşletme adının izinsiz kullanılması durumunda, işletme sahibi haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve doğan zararların tazmini taleplerinde bulunabilir.
76. Ticari işletme adının devri mümkün müdür?
Ticari işletme adı, kural olarak ticari işletmeden bağımsız olarak devredilemez. İşletme adı, ticari işletmeye bağlı bir unsur olup, işletmenin kaderini paylaşır.
Ticari işletmenin devri hâlinde, işletme adı da aksine bir hüküm bulunmadıkça devralana geçer. Bu durum, işletmenin bütünlük ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.
İşletme adının tek başına devri, üçüncü kişilerde yanıltıcı etki yaratabileceğinden kural olarak kabul edilmemiştir. Bu yaklaşım, ticari hayatta dürüstlük ve güven ilkesinin bir sonucudur.
77. Ticaret unvanı nedir?
Ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesiyle ilgili işlemleri hangi ad altında yaptığını gösteren ve taciri diğer tacirlerden ayırt etmeye yarayan addır. Ticaret unvanı, ticari işletmenin değil, doğrudan tacirin kimliğini ifade eder.
Her tacirin bir ticaret unvanı kullanması zorunludur. Ticaret unvanı, tacirin hukuki işlemlerinde, ticari belgelerinde ve resmi yazışmalarında yer almak zorundadır.
Ticaret unvanı, ticaret siciline tescil edilmekle hukuki koruma altına alınır ve bu koruma, unvanın ayırt edici niteliğini esas alır.
78. Ticaret unvanının unsurları nelerdir?
Ticaret unvanı, çekirdek unsur ve ek unsurlardan oluşur. Çekirdek unsur, tacirin hukuki türünü veya gerçek kişi olması hâlinde ad ve soyadını gösteren zorunlu kısımdır.
Ek unsurlar ise ticaret unvanına ayırt edicilik kazandıran ve çoğu zaman ihtiyari olan unsurlardır. Faaliyet konusu, hayali adlar veya yer adları ek unsur olarak unvanda yer alabilir.
Ticaret unvanının, üçüncü kişileri yanıltıcı olmaması ve dürüstlük kuralına aykırı ifadeler içermemesi gerekir. Aksi hâlde tescil talebi reddedilebilir.
79. Gerçek kişi tacirin ticaret unvanı nasıl oluşturulur?
Gerçek kişi tacirin ticaret unvanı, kural olarak tacirin ad ve soyadından oluşur. Tacir, ad ve soyadına ek yaparak ticaret unvanını ayırt edici hâle getirebilir.
Gerçek kişi tacirin ticaret unvanında, şirket türlerini çağrıştıran ifadelerin kullanılması yasaktır. Bu yasak, üçüncü kişilerin yanıltılmasını önlemeye yöneliktir.
Gerçek kişi tacir, ticaret unvanını ticaret siciline tescil ettirmek ve bu unvanı ticari işletmesiyle ilgili işlemlerinde kullanmak zorundadır.
80. Tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanı nasıl belirlenir?
Tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanı, kanunda öngörülen kurallara göre belirlenir. Ticaret şirketlerinin ticaret unvanı, şirket türünü açıkça göstermek zorundadır.
Anonim şirketlerde “Anonim Şirket”, limited şirketlerde ise “Limited Şirket” ibaresinin ticaret unvanında yer alması zorunludur. Bu ibareler, üçüncü kişilere şirketin hukuki yapısı hakkında bilgi verir.
Tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanları da ticaret siciline tescil edilir ve tescille birlikte hukuki korumadan yararlanır.
81. Ticaret unvanının tescili ve korunması nasıl sağlanır?
Ticaret unvanının korunması, ticaret siciline tescil ile başlar. Tescil edilen ticaret unvanı, ülke çapında koruma altına alınır ve ayırt edici unsurları bakımından başkaları tarafından kullanılamaz.
Aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer bir ticaret unvanının kullanılması, haksız rekabet teşkil eder. Bu durumda unvan sahibi, kullanımın durdurulmasını ve zararın tazminini talep edebilir.
Ticaret unvanının izinsiz kullanılması hâlinde, hem ticaret hukuku hem de haksız rekabet hükümleri çerçevesinde hukuki ve cezai yaptırımlar gündeme gelebilir.
82. Ticaret unvanının devri mümkün müdür?
Ticaret unvanı, kural olarak ticari işletmeden bağımsız olarak devredilemez. Ticaret unvanı, taciri tanıtan ve ticari işletmeyle sıkı şekilde bağlantılı olan bir unsurdur. Bu nedenle unvan, işletmenin kaderini paylaşır.
Ticari işletmenin devri hâlinde, aksine bir anlaşma bulunmadıkça ticaret unvanı da devralana geçer. Bu durum, ticari işletmenin bütünlük ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Ticaret unvanının işletmeden ayrı olarak devredilmesi, üçüncü kişilerde yanıltıcı etki yaratabileceğinden hukuken kabul edilmemiştir. Bu yaklaşım, ticari hayatta dürüstlük ve güven ilkesinin korunmasını amaçlar.
83. Ticaret unvanının terkini ne anlama gelir?
Ticaret unvanının terkini, tacirin ticari işletmesini sona erdirmesi veya unvanı kullanmaktan vazgeçmesi hâlinde, bu durumun ticaret siciline kaydedilmesini ifade eder.
Terkin, ticaret unvanına ilişkin hukuki korumanın sona ermesi sonucunu doğurur. Terkin edilen unvan, belirli koşullar altında başka kişiler tarafından kullanılabilir hâle gelir.
Ancak terkin edilmiş bir ticaret unvanının hemen başkası tarafından kullanılabilmesi, karışıklık yaratacak nitelikteyse mümkün değildir. Bu husus, ticari hayatta dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir.
84. Ticaret unvanı ile ticari işletme arasındaki ilişki nasıldır?
Ticaret unvanı, taciri tanıtan bir unsur olmakla birlikte, ticari işletmeyle ayrılmaz bir bağ içindedir. Tacir, ticari işletmesiyle ilgili tüm işlemlerini ticaret unvanı altında yapmak zorundadır.
Ticari işletmenin devri, kural olarak ticaret unvanının da devrini beraberinde getirir. Bu durum, ticari işletmenin ekonomik ve hukuki bütünlüğünün korunmasını sağlar.
Buna karşılık, ticari işletmenin faaliyetinin durdurulması veya sona erdirilmesi, ticaret unvanının da kullanım dışı kalmasına yol açar. Bu nedenle ticaret unvanı, işletmenin varlığına sıkı şekilde bağlıdır.
85. Ticaret unvanı ile marka arasındaki ilişki nedir?
Ticaret unvanı ile marka, farklı hukuki kurumlar olmakla birlikte, ticari hayatta zaman zaman birbiriyle karıştırılabilmektedir. Ticaret unvanı, taciri tanıtırken; marka, mal veya hizmetleri tanıtır.
Ticaret unvanı ticaret siciline tescil edilirken, marka Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilir. Bu iki tescil sistemi birbirinden bağımsızdır.
Ancak bir ticaret unvanı, marka olarak da tescil edilebilir. Bu durumda, aynı işaret hem ticaret hukuku hem de sınai mülkiyet hukuku kapsamında koruma altına alınmış olur.
86. Ticaret unvanının korunmasının sınırları nelerdir?
Ticaret unvanının korunması, unvanın ayırt edici unsurlarıyla sınırlıdır. Her kelime veya ifade, mutlak koruma kapsamında değerlendirilmez.
Aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer ticaret unvanlarının kullanılması yasaktır. Ancak farklı faaliyet alanlarında ve karışıklık yaratmayacak şekilde kullanılan benzer ifadeler, her zaman ihlal oluşturmayabilir.
Ticaret unvanının korunmasında dürüstlük kuralı ve ticari hayatın gerekleri esas alınır. Somut olayın özelliklerine göre, korumanın kapsamı hâkim tarafından değerlendirilir.
87. Ticari temsilci kimdir?
Ticari temsilci, ticari işletme sahibinin, işletmesini yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemleri yapmak üzere açık veya örtülü biçimde yetkilendirdiği kişidir. Ticari temsilci, ticari işletmenin en geniş temsil yetkisine sahip temsilcisidir.
Ticari temsilci, işletme sahibinin iradesi doğrultusunda hareket eder; ancak sahip olduğu yetkiler, sıradan bir vekâlet ilişkisine kıyasla çok daha geniştir. Bu nedenle ticari temsilcilik, ticaret hukukunda özel olarak düzenlenmiştir.
Ticari temsilci, işletme sahibini üçüncü kişilere karşı doğrudan bağlayıcı işlemler yapma yetkisine sahiptir. Bu yönüyle ticari temsilcilik, ticari hayatın hız ve güven ihtiyacına hizmet eder.
88. Ticari temsilci nasıl atanır?
Ticari temsilci, ticari işletme sahibi tarafından atanır. Atama, açık bir irade beyanıyla yapılabileceği gibi, işletmenin yönetiminin fiilen temsilciye bırakılması suretiyle örtülü olarak da gerçekleşebilir.
Ticari temsilcinin atanması, ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Ancak tescil, ticari temsilcilik bakımından kurucu değil, açıklayıcı niteliktedir. Tescil yapılmamış olsa bile temsilcilik ilişkisi geçerlidir.
Tescil ve ilan, üçüncü kişilerin korunması bakımından önem taşır. Bu sayede üçüncü kişiler, temsilcinin varlığını ve yetkilerini sicil kayıtlarından öğrenebilirler.
89. Ticari temsilcinin yetkilerinin kapsamı nedir?
Ticari temsilci, ticari işletmenin amacına giren tüm işlemleri yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki, işletmenin olağan faaliyetleriyle sınırlı olmayıp, geniş kapsamlıdır.
Ticari temsilci; işletmeye ilişkin sözleşmeler yapabilir, borç altına sokabilir, alacak tahsil edebilir ve işletme adına dava açabilir veya açılmış davalarda işletmeyi temsil edebilir.
Ancak ticari temsilci, açıkça yetkilendirilmedikçe işletmeye ait taşınmazları devredemez veya bunlar üzerinde ayni hak tesis edemez. Bu husus, kanunun getirdiği önemli bir sınırlamadır.
90. Ticari temsilcinin yetkileri sınırlandırılabilir mi?
Ticari temsilcinin yetkileri, işletme sahibi tarafından sınırlandırılabilir. Ancak bu sınırlandırmaların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi, kanunda öngörülen şartlara bağlıdır.
Yetkinin şube işleriyle sınırlandırılması veya birlikte imza şartına bağlanması, ticaret siciline tescil ve ilan edilirse üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder.
Buna karşılık, yetkinin miktar, konu veya süre bakımından sınırlandırılması, sicile tescil edilse dahi kural olarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu ilke, ticari hayatta güvenin korunmasına yöneliktir.
91. Ticari temsilcinin yetkisi nasıl sona erer?
Ticari temsilcinin yetkisi, işletme sahibinin iradesiyle her zaman geri alınabilir. Azil, ticari temsilcilik yetkisinin sona ermesinin en yaygın yoludur.
Ayrıca ticari temsilcinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya ticari işletmenin sona ermesi hâllerinde de temsilcilik yetkisi sona erer.
Yetkinin sona erdiği hususu ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Aksi hâlde, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı yetkinin sona erdiği ileri sürülemez. Bu düzenleme, üçüncü kişilerin korunmasını amaçlar.
92. Ticari vekil kimdir?
Ticari vekil, ticari işletme sahibi tarafından, ticari temsilciye nazaran daha dar yetkilerle donatılmış olarak işletmeye ilişkin belirli iş ve işlemleri yapması için yetkilendirilen kişidir. Ticari vekillik, ticari temsilcilikten farklı olarak sınırlı bir temsil yetkisi içerir.
Ticari vekil, işletme sahibinin adına ve hesabına hareket eder; ancak yetkileri, işletmenin bütününü kapsamaz. Bu nedenle ticari vekil, işletmenin en üst düzey temsilcisi konumunda değildir.
Ticari vekillik kurumu, işletme sahibinin iş yükünü azaltmak ve belirli işlerin uzman kişiler aracılığıyla yürütülmesini sağlamak amacıyla ticaret hukukunda düzenlenmiştir.
93. Ticari vekil nasıl atanır?
Ticari vekil, ticari işletme sahibi tarafından açık bir irade beyanı ile atanır. Atama, yazılı veya sözlü şekilde yapılabilir; kanun, ticari vekillik için özel bir şekil şartı öngörmemiştir.
Ticari vekilin atanmasının ticaret siciline tescili zorunlu değildir. Ancak işletme sahibi, dilerse ticari vekilliği sicile tescil ettirebilir. Bu tescil, üçüncü kişilerin bilgilendirilmesi bakımından açıklayıcı nitelik taşır.
Ticari vekilin yetkileri, atama sırasında açıkça belirlenmelidir. Yetkilerin belirsiz olması, uygulamada uyuşmazlıklara yol açabileceğinden işletme sahibinin iradesinin net biçimde ortaya konulması önemlidir.
94. Ticari vekilin yetkilerinin kapsamı nasıldır?
Ticari vekilin yetkileri, işletme sahibinin verdiği yetkiyle sınırlıdır. Kanun, ticari vekilin işletmenin olağan işlerini yapmaya yetkili olabileceğini kabul etmekle birlikte, bu yetkinin kapsamını işletme sahibinin belirlemesine imkân tanımıştır.
Ticari vekil, kural olarak işletmeye ait taşınmazları devredemez, işletmeyi devredemez ve işletme üzerinde rehin tesis edemez. Bu tür işlemler için açık ve özel yetkilendirme gerekir.
Ticari vekilin yaptığı işlemler, verilen yetki sınırları içinde kaldığı sürece işletme sahibini bağlar. Yetkinin aşılması hâlinde, genel temsil hükümleri devreye girer.
95. Ticari temsilci ile ticari vekil arasındaki farklar nelerdir?
Ticari temsilci ile ticari vekil arasındaki en temel fark, yetkilerinin kapsamından kaynaklanır. Ticari temsilci, işletmenin amacına giren tüm işlemleri yapma yetkisine sahipken; ticari vekilin yetkileri sınırlıdır.
Ticari temsilcinin atanması ve yetkisinin sona ermesi ticaret siciline tescil edilirken, ticari vekil için tescil zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu durum, temsilci ile vekil arasındaki hukuki statü farkını yansıtır.
Ayrıca ticari temsilcinin yetkilerinin sınırlandırılması kural olarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülemezken, ticari vekilin yetkileri baştan itibaren sınırlı olduğu için üçüncü kişiler bu sınırlamalara katlanmak durumundadır.
96. Ticari vekilin yetkisi nasıl sona erer?
Ticari vekilin yetkisi, işletme sahibinin iradesiyle her zaman geri alınabilir. Azil, ticari vekillik yetkisinin sona ermesinin en yaygın yoludur ve herhangi bir şekle tabi değildir.
Ticari vekilin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya ticari işletmenin sona ermesi hâllerinde de vekillik yetkisi kendiliğinden sona erer.
Yetkinin sona ermesi kural olarak ticaret siciline tescil edilmez. Ancak işletme sahibi, iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması bakımından gerekli gördüğü hâllerde, yetkinin sona erdiğini üçüncü kişilere bildirmekle yükümlüdür.
97. Ticari yardımcı kişiler kavramı neyi ifade eder?
Ticari yardımcı kişiler, tacirin ticari işletmesini yürütürken yararlandığı ve onun adına veya hesabına hareket eden kişilerdir. Bu kişiler, tacirin ticari faaliyetlerinin organizasyonu içinde önemli bir rol üstlenirler.
Ticari yardımcı kişiler, tacirin temsilcisi olabilecekleri gibi, yalnızca belirli işlerin görülmesiyle görevli de olabilirler. Ticaret hukukunda ticari temsilci, ticari vekil, pazarlamacı ve acente bu kapsama girer.
Ticari yardımcı kişiler aracılığıyla yapılan işlemler, verilen yetkiler çerçevesinde taciri bağlar. Bu durum, ticari hayatın hız ve etkinlik içinde işlemesini sağlar.
98. Pazarlamacı kimdir?
Pazarlamacı, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir bölgede veya müşteri çevresinde, sürekli olarak ticari işletme sahibinin mal veya hizmetlerini pazarlamakla görevli kişidir. Pazarlamacı, bağımsız değil, tacire bağlı olarak faaliyet gösterir.
Pazarlamacı, işletme sahibi adına sözleşme yapma yetkisine sahip değildir; görevi, müşteri bulmak ve sözleşmelerin kurulmasına aracılık etmektir. Bu yönüyle pazarlamacı, ticari temsilci ve ticari vekilden ayrılır.
Pazarlamacının hak ve borçları, taraflar arasındaki sözleşme ile belirlenir. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun pazarlamacıya ilişkin hükümleri de uygulanır.
99. Acente kimdir?
Acente, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölgede, sürekli olarak bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelere aracılık eden veya bu sözleşmeleri tacir adına yapan bağımsız yardımcı kişidir.
Acente, pazarlamacıdan farklı olarak bağımsızdır ve kendi adına bir ticari işletme işletir. Bu nedenle acente de tacir sıfatını taşır.
Acente, aracılık ettiği veya yaptığı sözleşmelerden dolayı ücret isteme hakkına sahiptir. Ayrıca belirli şartlar altında denkleştirme tazminatı talep edebilir. Acente, ticaret hukukunda ayrıntılı biçimde düzenlenmiş önemli bir yardımcı kişidir.
100. Ticari işletme hukukunun genel değerlendirmesi nasıl yapılabilir?
Ticari işletme hukuku, ticaret hukukunun temelini oluşturan ve diğer tüm ticari kurumların üzerine inşa edildiği bir alandır. Tacir sıfatı, ticari iş, ticaret sicili, ticaret unvanı ve ticari yardımcı kişiler gibi kavramlar, ticari işletme etrafında şekillenir.
Bu nedenle ticari işletme kavramının doğru anlaşılması, ticaret hukukunun bütününün kavranması açısından zorunludur. Ticari işletme hukuku, hem teorik hem de uygulamaya yönelik sonuçlar doğuran bir alan niteliği taşır.
Öğrenciler bakımından ticari işletme hukukunun sistematik ve ayrıntılı şekilde öğrenilmesi, ileri konular olan şirketler hukuku, kıymetli evrak hukuku ve deniz ticareti hukukunun anlaşılmasını büyük ölçüde kolaylaştırır.
Bu içerik, ticari işletme hukuku ders notları arayan öğrenciler için hazırlanmış olup özet değil, ayrıntılı konu anlatımı niteliğindedir.
