İşkence ve kötü muamele fiillerindeki HAGB rejimine ve kaçak sanık rejimine anayasal müdahale – Anayasa Mahkemesi Kararı

admin
By admin
5 Min Read
Anayasa Mahkemesi, işkence ve kötü muamele fiillerinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması rejimine ilişkin anayasal eleştirisini ortaya koydu.

Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla, 7499 sayılı Kanun’la Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan bazı düzenlemeleri Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Karar, 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.↗️🔗

Karar, özellikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve kaçak sanık hakkında yürütülen kovuşturma rejimi bakımından ceza muhakemesinin anayasal sınırlarını yeniden ortaya koydu. Bu yönüyle karar, yalnızca teknik bir norm denetimi değil; Türkiye’de işkenceyle mücadele, cezasızlık sorunu ve adil yargılanma güvenceleri bakımından da kritik sonuçlar doğuruyor.

İşkence ve kötü muamele fiillerinde HAGB rejimi anayasal eleştiriye takıldı

Anayasa Mahkemesi, CMK’nın 231. maddesinin 7499 sayılı Kanun’la şekillenen yapısının, kamu görevlilerinin işkence, eziyet ve kötü muamele gibi fiilleri bakımından HAGB sonucu doğurabilecek şekilde işletilebilmesini, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan işkence yasağı ve insan onuru ilkesi yönünden sorunlu buldu.

Mahkeme, işkence ve kötü muamelenin sıradan suçlar olmadığını; devlet görevlilerinin bu fiilleri işlemesi hâlinde ortaya çıkan tablonun yalnızca bireysel değil, devletin hukuk düzenine ve insan hakları rejimine yönelik bir ihlal anlamı taşıdığını vurguladı. Bu nedenle, bu tür suçlarda uygulanan yargılama rejiminin cezasızlık etkisi yaratmaması gerektiğini açık biçimde ortaya koydu.

HAGB kurumu, mahkûmiyet hükmünün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade ediyor. Uygulamada bu durum, özellikle kamu görevlilerinin yargılandığı işkence ve kötü muamele dosyalarında, fiilen cezasızlıkla sonuçlanan bir tabloya yol açıyordu. Anayasa Mahkemesi, bu yapının Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “işkence ve insanlık dışı muamele yasağının mutlaklığı” ilkesiyle bağdaşmadığını belirledi.

AYM, yasama organına anayasal çerçeveyi gösterdi

Bu anayasal eleştirinin ardından Mahkeme, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesi uyarınca iptal hükmünün yürürlüğünü 9 ay erteledi ve bu süreyi, yasama organının tespit edilen anayasal sorunları dikkate alarak ceza muhakemesi sistemi içinde yeni bir yasal çerçeve kurabilmesi için tanıdı.

Bu teknik, Anayasa Mahkemesi’nin son yıllarda sıkça başvurduğu “anayasal diyalog” yönteminin bir yansıması olarak görülüyor. Mahkeme, Anayasa’ya aykırılığı tespit ediyor; ancak normatif boşluk doğurmamak için yasama organına anayasal sınırlar içinde yeni bir düzenleme alanı açıyor. Bu bağlamda, işkence ve kötü muamele suçlarında HAGB’nin geleceği artık TBMM’nin kuracağı yeni sistematiğe bağlı hale gelmiş bulunuyor.

Kaçak sanık hakkında kovuşturma yolu kapandı

Kararın ikinci temel ayağı CMK m.247/3 ile ilgilidir. 7499 sayılı Kanun’la kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceğini öngören düzenleme, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildi.

Bu iptal, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri olan “sanığın yargılamada hazır bulunma ve kendini savunma hakkı” açısından büyük önem taşıyor. Artık kaçak sanık hakkında:

  • Duruşma yapılamayacak,
  • Deliller tartışılamayacak,
  • Yargılamanın kovuşturma evresi işletilemeyecek.

Kaçaklık hali yalnızca soruşturma aşamasında hukuken tolere edilebilecek; sanık fiilen yargı önüne getirilmeden yargısal muhakeme yürütülemeyecek. Bu, savunma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin anayasal düzeyde korunması anlamına geliyor.

Bu karar neden önemli?

Türkiye’de işkence ve kötü muamele suçlarına ilişkin en büyük yapısal sorunlardan biri, cezasızlık algısıdır. Kolluk görevlilerinin veya kamu görevlilerinin karıştığı bu tür dosyalarda HAGB kararı verilmesi, mağdurlar açısından adaletin sağlanmadığı duygusunu pekiştiriyordu. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, bu algının anayasal düzeyde problemli olduğunu açıkça ortaya koydu.

Ayrıca karar, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde sıkça mahkûm edildiği “etkili soruşturma” ve “etkili cezalandırma” yükümlülükleriyle de doğrudan bağlantılı. AİHM içtihadına göre, işkence ve kötü muamele fiillerinde yalnızca yargılama yapılması değil, caydırıcı ve gerçek bir yaptırımın uygulanması gerekir. HAGB rejimi ise bu caydırıcılığı zayıflatan bir araç olarak görülüyordu.

Uygulamada neler değişecek?

  • İşkence ve kötü muamele dosyalarında HAGB uygulaması anayasal denetim altına girmiş oldu.
  • Savcılar ve mahkemeler, bu dosyalarda HAGB’nin doğurduğu sonuçları artık Anayasa’nın 17. maddesi ışığında değerlendirmek zorunda kalacak.
  • Kaçak sanıklar bakımından ise, yoklukta kovuşturma dönemi sona erdi.

Bu yönüyle karar, yalnızca bireysel dosyaları değil, ceza adalet sisteminin yapısını etkileyen bir içtihat niteliği taşıyor.

Kararın hukuki anlamı

Anayasa Mahkemesi bu kararla:

  • İşkence ve kötü muamele fiillerinde mevcut HAGB rejiminin Anayasa’ya aykırı bir cezasızlık etkisi ürettiğini ortaya koydu,
  • Yasama organına bu anayasal eleştiriyi dikkate alarak ceza muhakemesi hukukunu yeniden yapılandırma alanı açtı,
  • Kaçak sanıklar bakımından ise “sanık yokken kovuşturma olmaz” ilkesini anayasal güvence altına aldı.

Bu karar, Türkiye’de insan onuru, savunma hakkı ve cezasızlıkla mücadele bakımından yeni bir anayasal eşik olarak kabul ediliyor.

Share This Article
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir