Suç ve Ceza: Ceza Hukukunu Anlamak İçin Bir Roman

admin
By admin
2 Min Read

Ceza hukuku, çoğu zaman fiil ile ilgilenir.
Ne oldu, nasıl oldu, kim yaptı?

Oysa Suç ve Ceza, daha baştan başka bir sorunun peşine düşer:

“İnsan neden suç işler?”

Raskolnikov’un işlediği suç, hukuken açıktır. Fail bellidir, fiil bellidir, netice bellidir. Fakat roman ilerledikçe anlarız ki asıl yargılama, mahkemede değil; failin zihninde yapılmaktadır.

Suçun Hukuki Tanımı ile Suçun Psikolojisi

Ceza hukukunda suç, tipik bir fiildir. Kanunda tanımlanır, unsurları vardır. Ancak Dostoyevski, suçu bir anlık fiil olarak değil, uzun bir zihinsel sürecin sonucu olarak ele alır.

Raskolnikov, baltayı eline almadan çok önce suçludur.
Çünkü kendini, başkaları üzerinde hüküm verme yetkisine sahip biri olarak görmeye başlamıştır.

Bu noktada roman, modern ceza hukukunun temel kavramlarından biriyle örtüşür: kusur.

Cezadan Önce Vicdan

Raskolnikov’un asıl cezası, mahkûmiyet hükmü değildir. Asıl ceza, suçtan sonra başlayan iç çözülmedir. Kaçış yoktur; delillerden değil, kendinden kaçamaz.

Bu yönüyle Suç ve Ceza, cezanın yalnızca devlet tarafından uygulanan bir yaptırım olmadığını; bazen insanın kendi vicdanında infaz edildiğini gösterir.

Ceza hukuku “ıslah”tan söz eder.
Dostoyevski ise şu soruyu sordurur:

“İnsan, cezadan mı ıslah olur; yoksa yüzleşmeden mi?”

Hukuk ile Edebiyatın Kesiştiği Yer

Bir romanın ceza hukukuna bu kadar yaklaşabilmesi tesadüf değildir. Çünkü hukuk, insan davranışını düzenler; edebiyat ise onu anlamaya çalışır.

Suç ve Ceza, kanun maddesi öğretmez.
Ama cezanın neden var olduğunu sorgulatır.

Bu yüzden roman, yalnızca edebiyatçılar için değil; hâkimler, savcılar, avukatlar için de güçlü bir metindir. Ceza hukukunun insanî tarafını görmek isteyen herkes için.

Belki de bu yüzden Suç ve Ceza, bir roman olmaktan çok, insana açılmış bir duruşma dosyasıdır.

Share This Article
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir