İçeriğe geç
⚡ Son Tepkiler
🤔 Düşündürdü⚖️ TartışmalıBoşanma Sonrasında Çocuğun Babayı Reddetmesinin İştirak Nafakası Yükümlülüğüne Etkisi 💡 BilgilendiriciArabuluculuk Anlaşma Tutanağı – Cebri İcraya Elverişlilik 📚 Faydalı😲 ŞaşırtıcıThe Accusation (Les Choses Humaines) Filmi İncelemesi: Cinsiyet, Adalet ve Toplumsal Yargılar Üzerine Çarpıcı Bir Hikâye 💡 Bilgilendirici😲 ŞaşırtıcıÇocukların Zararlı Dijital İçeriklerden Korunması: Mevzuat, Önlemler ve Hukuki Boşluklar 💡 BilgilendiriciAbdullah Öcalan Davası – DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nın mütalaası 📚 Faydalı2026 Yılı için Geçerli 98 Nolu Harçlar Kanunu Genel Tebliği 💡 Bilgilendirici🤔 DüşündürdüABD’nin İran’a Müdahalesinin Hukuki Niteliği: BM Şartı, Meşru Müdafaa ve Savaş Hukuku 📚 Faydalı💡 BilgilendiriciMarkanın Tescilinde Kötüniyet

Osmanlı Ceza Muhakemesi Hukukunda Şüpheli Ve Sanığın Susma Hakkı

Ankahukuk Sitesi44 puan Ankahukuk Sitesi44 puanAvukat
Doğrulanmış Hukukçu
Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi 44 puan· Yeni Üye Meslek/statüAvukat Yaş49 CinsiyetErkek Doğum tarihi14/01/1977 Bulunduğu şehirAntalya Tam profil için isme tıkla
Üyeyi takip et · 2 Mart 2024 · 2 dk. okunma süresi
Facebook X LinkedIn WhatsApp Diğer Bağlantıyı kopyala
0
İçerik türü Makale / Analiz Blog / Yaşam Rehber

Kişinin kendini ve yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya ya da bu yönde delil göstermeye zorlanamaması “nemo tenetur” ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Susma hakkı, bu ilkenin önemli bir unsuru olup adil yargılanma hakkının da temelidir. Susma hakkının  tanınmadığı bir düzende adil yargılanmadan da bahsedilemez. Ayrıca böyle bir düzende işkence ve kötü muamelenin engellenmesi de çok zordur. Bu nedenle, susma hakkı hem kişi onurunun korunması ilkesi hem de hukuk devleti ilkesi ile yakın bağ içindedir.

Tarihi süreçte, şüpheli ve sanığa uzun bir süre susma hakkı tanınmamıştır. Ancak Aydınlanma Çağı ile birlikte bu hak, önce işkence ve kötü muamele yasağının kabul edilmesi ile tanınmaya başlamış; ardından yasal ve anayasal güvencelere bağlanmıştır.

Osmanlı ceza muhakemesi hukuku da bu süreçten geçmiştir. Bu nedenle Osmanlı ceza muhakemesi hukukunda şüpheli ve sanığın susma hakkı, Tanzimat öncesi ve Tanzimat sonrası olarak iki dönemde incelenebilir. Tanzimat öncesinde şüpheli ve sanığa diğer haklarda olduğu gibi susma hakkı da tanınmış değildir. Hatta bazı durumlarda işkence ve kötü muamele ile ifade alınabilmiş, bu yolla elde edilen beyan delil olabilmiştir. Susmadan şüpheli veya sanığın aleyhine sonuç çıkarılabilmiştir. Buna karşın Tanzimat sonrasında işkence ve kötü muamele tamamen yasaklanmış, delil yasakları daha etkin şekilde uygulanmıştır. Ancak Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu’nun etkisiyle hazırlanan 1879 yılında Usul-i Muhâkemât-ı Cezâiyye Kanun-ı Muvakkati (UMCKM) kabul edilene kadar şüpheli ve sanık hakları konusunda yeterli yol kat edilememiştir. UMCKM ile de susma hakkı açıkça tanınmasa da önemli aşama kaydedilmiştir. Yine de UMCKM’nin susma hakkına ilişkin düzenlemelerinin Mecelle’nin susma hakkına ilişkin düzenlemelerine göre geri kaldığı ifade edilebilir.

Bu makalede, kişinin kendini ve yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya ya da bu yönde delil göstermeye zorlanamaması ilkesinin bir uzantısı ve önemli unsuru olan şüpheli ve sanığın susma hakkı Osmanlı ceza muhakemesi hukuku açısından değerlendirilmiştir.

Şaban Cankat TAŞKIN Dr. Öğr. Üyesi, İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı, cankattaskin@aydin.edu.tr,

MAKALENİN TAMAMINI BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ!

Bu içeriğe tepkin ne? En fazla 4 tepki seçebilirsin.

Yorumlar ve Katkılar

Düşünceni, katkını, düzeltmeni veya ek kaynak önerini paylaş.

Yorumlar ve Katkılar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Emoji seti
Katkı türü

Menü