İçeriğe geç
⚡ Son Tepkiler
🤔 Düşündürdü⚖️ TartışmalıBoşanma Sonrasında Çocuğun Babayı Reddetmesinin İştirak Nafakası Yükümlülüğüne Etkisi 💡 BilgilendiriciArabuluculuk Anlaşma Tutanağı – Cebri İcraya Elverişlilik 📚 Faydalı😲 ŞaşırtıcıThe Accusation (Les Choses Humaines) Filmi İncelemesi: Cinsiyet, Adalet ve Toplumsal Yargılar Üzerine Çarpıcı Bir Hikâye 💡 Bilgilendirici😲 ŞaşırtıcıÇocukların Zararlı Dijital İçeriklerden Korunması: Mevzuat, Önlemler ve Hukuki Boşluklar 💡 BilgilendiriciAbdullah Öcalan Davası – DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nın mütalaası 📚 Faydalı2026 Yılı için Geçerli 98 Nolu Harçlar Kanunu Genel Tebliği 💡 Bilgilendirici🤔 DüşündürdüABD’nin İran’a Müdahalesinin Hukuki Niteliği: BM Şartı, Meşru Müdafaa ve Savaş Hukuku 📚 Faydalı💡 BilgilendiriciMarkanın Tescilinde Kötüniyet

Modern Devlet ve Cezalandırma

Ankahukuk Sitesi44 puan Ankahukuk Sitesi44 puanAvukat
Doğrulanmış Hukukçu
Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi 44 puan· Yeni Üye Meslek/statüAvukat Yaş49 CinsiyetErkek Doğum tarihi14/01/1977 Bulunduğu şehirAntalya Tam profil için isme tıkla
Üyeyi takip et · 12 Kasım 2013 · 32 dk. okunma süresi
Facebook X LinkedIn WhatsApp Diğer Bağlantıyı kopyala
0
İçerik türü Makale / Analiz Blog / Yaşam

Modernite/ modernlik sözcükleri iki farklı, ancak birbiriyle ilişkili düzlemde kullanılmaktadır. Bu düzlemlerden biri düşünsel düzey olarak adlandırılabilecek felsefe ve bilimler alanıdır. Buna karşılık, modernlik dendiğinde kastedilmeye çalışılan bir diğer düzlem ise toplumsal ve siyasal pratikler düzeyidir. Bu iki düzlemin, Batı modernleşmesi adıyla da anılan, kimilerince dört yüz yılı kaplayan, süreç boyunca iç içe girerek, yeni bir toplumsal düzenin/yapının oluşumuna yol açtıklarına kuşku yoktur.

I – Modernliği Tanımlamak

‘Modernlik’ kavramının kendisi, bir ‘modern durum’un varlığı varsayımına dayanmaktadır. Modern nedir? Neye göre moderndir? ‘Modern olmayan’dan nasıl ayrılır?
‘Modern’ bir sıfattır. Dolayısıyla ancak nitelediği şeyle bir değer kazanabilmektedir. ‘Şimdi, şu an (just now)’ anlamına gelen Latince modo kökeninden türetilmiş modernus’tan gelmektedir.[1] ‘Modernus’un, ilk olarak İ.S. beşinci yüzyılın sonunda antiquus’un karşıtı olarak kullanıldığı söylenmektedir. Terimin yaygınlık kazanması ise onuncu yüzyıldan sonra modernitas (modern zamanlar) ve moderni (bugünün insanları) kullanımları ile mümkün olmuştur.[2]
Sözcüğün kökeninde zamansal bir anlam olduğuna kuşku yoktur. İlk ortaya çıkışıyla birlikte sözcüğün imlemeye çalıştığı şey ‘içinde yaşanılan/bulunulan zaman’dır. Bu şekliyle ‘modern’, her hangi bir toplumsal ya da siyasal kurumun ya da yapının, niteliklerinden ziyade zamanına işaret etmektedir. Zamana yapılan bu atıf da, belirli niteliklere sahip tarihsel bir süreci ifade etmek için değil, her hangi tesadüfi bir zaman parçasını ifade etmekte kullanılmaktadır. Dolayısıyla kendi dönemi içinde olmak koşuluyla her ‘şey’ aslında moderndir. Sözcüğün kullanılmaya başlandığı dönemin, bir ironi oluştururcasına Hristiyan Ortaçağı’na rastlaması, ancak böyle açıklanabilir. Onuncu yüzyıl ve devamında Hristiyan dünyasında kullanılan ‘modern’ kavramının tek söylemeye çalıştığı ‘artık eski olmayan, şimdiye ait’ bir dünyanın varlığıdır.
‘Modernite’yi, kavrama içkin zamansal çağrışıma da uygun olarak, belli bir tarihsel süreç bağlamında ele alan tüm yazarlar, adına ister ‘antikite'[3], ister ‘geleneksel toplum'[4], ister ‘neolitikite'[5] desinler; ‘eski’ bir toplum modelinden ‘kopuş’tan bahsetmektedirler.
Modernlik Hristiyan Ortaçağı’nın bir icadıydı ve eski dünyayla güçlü bir karşıtlığı ifade etmekte kullanılıyordu. Zira, eski dünya pagandı[6], modern yani ‘şimdiki’ dünya ise Hristiyan. Yani eski dünya karanlığın örtüsü altında kalmış, ama modern dünya, Tanrı’nın, oğlu İsa Mesih biçiminde ortaya çıkmasıyla dönüşmüştü.[7]
Şu da var ki, modernus, novus gibi sözcükler on bir ve on ikinci yüzyıldan Rönesans’ın sonuna kadar hep yüceltme değil tersine, aşağılayıcı anlamda kullanılmaktaydı. Hatta bir şeyi ‘yeni’ olarak nitelendirmek düpedüz küfürle eşdeğerdi.[8]
Rönesans’ta da değişen bir şey yoktur. Gerçekten Rönesans, Ortaçağ’dan devrimci bir kopuş olması hasebiyle kimilerince modernliğin başlangıcı olarak kabul ediliyorsa da, kendisini tarihsel döngü içerisinde, Ortaçağ’dan önceki Altın Çağ diye adlandırılan döneme dönüş hareketi olarak tanımlamaktaydı. Modern olmak Rönesans için de küfür mahiyetindeydi. Rönesans’ın yüzü geleceğe değil, geçmişe dönüktü. Yine de, Ortaçağ kilisesine karşı giriştiği saldırı esnasında Rönesans, tüm düşünsel otorite biçimlerine karşı çevrilebilecek yeni eleştirel ve rasyonel standartlar geliştirmek suretiyle modernliğin doğuşuna katkıda bulunuyordu.[9]
Modernlikle ilgili olarak halledilmesi gereken temel mesele belki de, Jeanniere’nin söylediği gibi, yukarıda da bahsi geçen tarihsel süreçleri birbirinden ayıran temel kıstasın ne olduğunu deşifre edebilmektir:
Bütün sorun, tarihsel dönemleri bölümlemek için kabul edilen ölçütlerin neler olduğunu bilmektir. Kanımca moderniteye geçiş, neolitiğin sonunu işaretlemektedir; bir post-modernitenin varlığını savunanlar, ortaklaşa, tarihsel dönemleri hesaba katmazlar. Nasıl neolitiğin tarımsal dünyası avcı-toplayıcı dünyadan ayrıldıysa, modernite de, yerleşik çiftçilerin dünyasından bir kopuştu. Bugün biz tarihin dördüncü bir dönemine mi giriyoruz? Sorun budur… Modernitenin tarihine basitçe yeni bir bölümün ilave edilmesi ve bu bölümün post-modern diye adlandırılması söz konusuysa, sorun o kadar önemli değildir. Yine de etiketin iyi seçilip seçilmediği sorulabilir.[10]
Modernite/ modernlik sözcükleri iki farklı, ancak birbiriyle ilişkili düzlemde kullanılmaktadır. Bu düzlemlerden biri düşünsel düzey olarak adlandırılabilecek felsefe ve bilimler alanıdır. Buna karşılık, modernlik dendiğinde kastedilmeye çalışılan bir diğer düzlem ise toplumsal ve siyasal pratikler düzeyidir. Bu iki düzlemin, Batı modernleşmesi adıyla da anılan, kimilerince dört yüz yılı kaplayan, süreç boyunca iç içe girerek, yeni bir toplumsal düzenin/yapının oluşumuna yol açtıklarına kuşku yoktur. Yine de, modernliğin farklı kurumsal düzeylerdeki görünümünü netleştirebilmek açısından bu iki düzlemin varlığını ortaya koymanın yararlı olacağı düşüncesindeyim.
Bu iki düzlemin varlığını ortaya koymak, yukarıda sözü edilen kopuşun zamanını belirleme noktasında da bizi rahatlatacaktır. Zira, modernlik söz konusu olduğunda, ‘kopuş’un ne zaman gerçekleştiğine dair ileri sürülen tarihler, neredeyse Rönesans’tan Sanayi Devrimi sonrasına kadar geçen süre içerisinde her bir takvim gününe denk gelecek kadar çeşitlidir. Bu anlamda, örneğin bilimsel ve felsefî düşüncede ortaya çıkan modernleşme süreci ile modern devletin ve hukukun tarih sahnesine çıkışının, -biri birinin nedeni diğeri sonucu olsa da- farklı düzlemlerde ele alınması, bu konuda ileri süreceğimiz iddiaların doğru anlaşılabilmesi için gereklidir.
Toplumsal ve siyasal pratikler düzleminde de, kavramsallaştırma açısından da önem taşıyan ikili bir alt ayrımın varlığından söz edilebilir. Daha ziyade toplumsal yapı, kültür vs.den söz edilirken kullanılabileceğini düşündüğüm ‘modernlik’ kavramı ile devlet, hukuk vs. gibi bazı üst yapı kurumlarını ifade ederken kullanılan ‘modernite’ kavramını da böylece birbirinden ayırmış olalım. Çalışmanın devamında modernite/modernlik kavramlarından her hangi birinin tercih edilmiş olması da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Farklı düzeylerin varlığı ve farklılık nedeniyle belli bir başlangıç zamanı belirlemenin zorluğu Lyotard tarafından da dile getirilmiştir. Postmodern Durum’un yazarı Lyotard bu konuda “Akla yakın gelen bir sürü tarih vardır. Farklı alanlarda homojen bir artzamanlılık olmaması karışıklığı daha da artırır: Modernitenin ortaya çıkışı saf felsefede, siyasi felsefede, bilim ya da sanat felsefesinde aynı tarihlere denk düşmez.”[11] demektedir.

Bu içeriğe tepkin ne? En fazla 4 tepki seçebilirsin.

Yorumlar ve Katkılar

Düşünceni, katkını, düzeltmeni veya ek kaynak önerini paylaş.

Yorumlar ve Katkılar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Emoji seti
Katkı türü

Menü